Home / wiki / FADL BlM MUHAMMES ŞA’RÂ&ü!

FADL BlM MUHAMMES ŞA’RÂ&ü!

Hadîs âlimi. Râvileriyle berâber yüzbin hadîs-i şerifi ezbere bilirdi. Ya’nî hadîs ilminde hâfızdı. Saçlarının gür olmasından dolayı Şa’rânî nisbetiyle bilinen Fadl bin Muhammed, Peygamber efendimizin (s.a.v.; mektubuyla müslüman olan Yemen Vâlisi Bâzâm’m soyundandır. Silsilesi, Fadl bin Muhammed bin el-Müseyyib bin Mûsâ bin Nâsır’dır. Kendisine enNişâbûrî, el-Horasânî, eş-Şa’rânî, elBeyhekî nisbet edildi. Künyesi ise, Ebû Muhammendir. 282 (m. 895; yılında vefât etti. Fadl bin Muhammed eş-Şa’rânî; başta Süleymân bin Harb olmak üzere, Sa’îd bin Ebî Meryem, Abdullah bin Sâlih, Îsmâîl bin Ebî Üveys, Ebû Tûbe el-Halebî, Ebû Ca’fer en-Nüfeylî ve daha birçok âlimden ilim tahsil edip hadîs-i şerif rivâyet etti. Ahmed bin Hanbel hazretlerinin derslerinde bulundu. Halef bin Hişâm el-Bezzâr ve îsâ bin Minâ Kâlûn’dan kırâat ilmini aldı. Küfe dil mektebi mensuplarından Ebû Sa’îd, Ibn-ül-Arabi’den nahv ve lügat ilimlerini öğrendi. îlim tahsili için Endülüs’den (Ispanya; başka bütün Islâm memleketlerine gitti. Şa’rânî’den; Ibn-i Huzeyme, Ibn-i Şarkî, Ebû Abdullah bin el-Ahrâm, Muhammed bin Müemmil, torunu Ismâil bin Muhammed bin Fadl ve daha birçok âlim ilim tahsil edip hadîs-i şerîf rivâyet etti. Hâkim O’nun için “Edîb, fakîh, âbid idi. Hadîsle ilgilenen herkesi bilirdi” derken, Ibn-i Ehrâm “Sadâk” olduğunu söylemiştir. Fadl bin Muhammed Şa’rânî, hadîs rivâyetinde tenkid edilmiş, fakat Imâm-ı Zehebî Tezkiret-ül-huffâz adlı eserinde onu müdâfaa etmiştir. Imâm-ı Zehebî, hâfız ve tmâm-ül-Cevval olarak bahsettiği Ebû Muhammed Şa’rânî için hüsn-i zan edilmesinin lâzım olduğunu, önceki asırların mübârek âlimlerinin, kısır bilgilerin ışığında yapılan değerlendirmelerle kötülenmemesinin lüzûm unu bildirm ektedir. Imâm-ı Zehebî, daha önce yaşamış âlimlere dil uzatanlara “Birinci, ikinci ve üçüncü asır âlimleri için derli toplu kitapları yoktu, diye; onlar fıkıhtan, usûlden, re’yden anlamaz, Yunan ve Ruma felsefecileri ve onların yolunda giden dehrilere, Allahü teâlânm varlığı üzerinde biz deliller getirdik, onlar bu delilleri bilmezlerdi deme. Onlar kendilerinden sonra çıkan fakîhlenn ictihad ve fetvâlanndan habersizdi. O halde bilgileri eksikti iddiasında bulunmayasın. Onların en zayıf denileni dahi, bu hususları bizden çok daha iyi bilirdi. Onlara karşı yumuşak ol, dilini tut. Ya da faydalı bir ilimle konuş. Faydalı ilim de sana, onlardan gelmiştir. Şimdiki fakıhlerin ilimlerinin kaynağı, o devrin fukahâsma dayanır, hadîscilerın dayanakları, geçen asırların muhaddisleridir. Ben ve sen kimiz ki onlar hakkında söz söyleyelim. Fazîlet sâhibinin üstünlüklerim, ancak fazilet sâhibi anlayıp ifâde edebilir. Allahü teâlâ, noksan sâhiplerine noksanlıklarını gösterip, o nlara câhiller gibi söz söyletmesin” buyurmaktadır

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir