LİVÂTA; Aim. Pâderastie, Fr. Pederastie, İng.
Pederasty. Erkekler arası, cinsî ilişki. Halk arasında
“puştluk”, “oğlan kirletmek” “gulamparelik” gibi
adlarla da bilinen ve cinsî sapıklık olan bu çirkin
ve iğrenç fiili ilk defa Lût aleyhisselâmın kavmi işlediği
için livâta denilmiştir.
Lût aleyhisselâmın kavminden önce hiçbir
kavmin işlemediği bu çirkin ve iğrenç fiil hakkında
Kur’ân-ı kerîmin Enbiyâ sûresi 74. âyetinde
meâlen; “Habis iştir.” buyurulmuştur. İslâmiyetin
bildirdiği büyük günahların en büyüklerinden
olan bu çirkin fiil Lût aleyhisselâmın kavminin helâk
olmasına, yerin dibine batırılmasına sebep olmuştur.
Allahü teâlâtKurfân-ı kerîmin A’râf sûresi
80. âyetinde meâlen; “Sizden önce âlemlerin
hiç birinin yapmadığı hayasızlığı (livâta)mı yapıyorsunuz.”
buyurarak çirkin bir fiil olduğunu
bildirmiştir. Peygamber efendimiz de; “Lût kavminin
yaptığı çirkin işi yapanı görürseniz fâili
(yapanı) de, mefûlü (yapılanı) de öldürünüz.” ve;
“Lût kavminin işini (livata) yapan melfûndur.”
ve; “Benden sonra ümmetim hakkında en çokkorktuğum şey, Lût kavminin yaptığını yapmalarıdır.”
ve; “Livâta yapan ile yapılanın ikisi
de zinâ yapmış olur.” ve; “Ümmetimden Lût
kavminin amelini (livâta) yaptığı halde ölen
kimseyi Allahü teâlâ onlarla (Lût kavmiyle birlikte)
haşr eder.” ve; “Lûtî olanlar (livâta yapanlar)
kıyâmet gününde maymun ve domuz
sûretinde haşr olunacaklardır.” ve; “Erkek erkek
ile livâta yaparken arş titrer, sallanır. Melekler
de bu iğrenç işe muttali olup, «Ya Rabbî
emr etsen de yeryüzü o ikisini ta’zir etse, gökyüzü
onların üzerine taş yağdırsa.» derler. Allahü
teâlâ; «Ben halimim, acele etmem. Benden
bir şey kaçmaz.» buyurur.” buyurarak livâtanm
kötü ve iğrenç iş olduğunu bildirmiştir.
Büyük İslâm âlimlerinden İmâm Mücâhid rahmetullahi
aleyh; “Lûtî olan (livâta yapan) kimse,
tövbe edip, bu pis fiilden vazgeçmedikçe, gökte ve
yerde olan bütün sularla yıkansa, yine temizliği
noksan olur.” buyurdu. Mâlik bin Dinar hazretleri
de; “Geçmiş ümmetlerden hiç birinde erkeğin erkeğe
yaklaştığı işitilmedi. Ancak bu çirkin fiil, Lût kavmi
arasında zuhûr etti. Onlara şeytan gelip bu fiili
öğretti. İnsan tabiatına aykırı olan bu çirkin fiili
yaptıkları için Allahü teâlânm gazâbına uğradılar”
buyurarak livâtanm kötülüğünü bildirmiştir.
Allahü teâlâ insan neslinin çoğalması için erkeklere
değil kadınlara yaklaşmak gerektiğini, nikahla
olan evlilikten nesebi sahih kız ve erkek
evlatların olacağını bildirmiş ve şehveti de bunun
için vermiştir. Fakat şehvetin veriliş gâyesinden ve
hikmetinden gâfil olan insanlar cehâlet ve azgınlıkları
sebebiyle livâtâ denen çirkin işe yönelmişlerdir.
Homoseksüellik veya eşcinsellik adıyla da bilinen
livâta eski Yunan toplumunda da vardı. Hattâ
bu sebeple aynı cinse karşı duyulan ilgi ve yakınlık
karşı cinse karşı duyulan sevgiden üstün
tutulmuştu. Yahûdî ve Hıristiyan kültüründe günah
kabul edilerek yasaklanmış olan eşcinsellik günümüz
batı toplumlarında normal kabul edilmekte
kânûnî ve idârî düzenlemeler bu doğrultuda yapılmaktadır.
Yetişkinler arasında birbirinin rızâsıyla
yapılan livâtayı yasaklayan kânunların kaldırılmasını,
bu tür cinsî sapıklık içinde bulunanların işe
girme, kredi ve ev bulma, kamu hizmetlerinden ayrım
olmadan faydalanma gibi konularda düzenlemeler
yapılmasını isteyen “Eşcinsel Hakları Hareketi”
ortaya çıktı. 1897’de Berlin’de toplanan
eşcinseller, “Bilimsel Yardımlaşma Komitesi”
adında bir birlik kurdular. Eşcinsellere eşit haklar
verilmesini savunan yayınlar yapıp, toplantılar
düzenlediler. 1922 de 25 dolayında şûbesi olan
komite, çeşitli ülkelerde faaliyetlerini yaygınlaştırdı.
1934’te Edward Carpetner ve Havelock Ellis
“İngiliz Cinsel Psikoloji Araştırmaları Demeği”nikurdular. 1966 da Amsterdam’da kurulan ve kısa
zamanda eşcinsel faaliyetlerin önemli merkezlerinden
biri durumuna gelen Kültür ve Dinlenme
Merkezi (COC) Avrupa’da hâlâ faaliyetini sürdüren
önemli eşcinsel teşkilâtlan arasındadır. ABD’de
erkek eşcinsellerin ilk önemli teşkilatı 1950-51
yıllarında Los Angeles’ta kurulan Mattachine Derneğiydi.
Daha sonra pekçok şehirde şûbeler açan
dernek faaliyetlerini sürdürmektedir. Gerek Avrupa’da
gerek Amerika’da eşcinsellerin özgürlüğünü
savunan teşkilâtların sayısı 1970 ve 1980’lerde
daha da arttı. ABD’deki çeşitli şehirlerin yanı sıra
başka ülkelerdeki birçok şehirde de her yıl haziran
ayının sonlarında Eşcinsel Gurur Haftası
düzenlenmektedir.
Yirminci yüzyılın sonunda eşcinsellik hareketleri
açık bir biçimde dile getirilmeye başlamıştır.
Avrupa ve ABD kânunlarındaki eşcinselliği
yasaklayan hükümler yürürlükten kaldırılmış,
eşcinsellik suç olarak kabul edilmez hâle gelmiştir.
Ayrıca Norveç’te eşcinsellere karşı cinsî ayırımcılığı
yasaklayan bir kânun da çıkarılmıştır.
Türkiye’de ise 1980’lerde eşitlik istekleriyle teşkilatlanmaya
başlayan eşcinsellerin uluslararası
sembolü Yunan alfabesindeki lamda (1) harfi olarak
kabûl edilmiştir. Ülkemizdeki kânûnî düzenlemelerde
belirli bir yaş sınırını aşmış bulunan
kimseler arasında rızayla gerçekleştirilen livâta
suç teşkil etmemektedir. Yürürlükteki hükümler
daha çok küçükleri korumaya yöneliktir. Bu fiilin
zorla yapılması, ırza geçme suçunu teşkil etmektedir.
Askerî Cezâ Kanûnu’nda bu fiille ilgili olarak
ordudan çıkarma, erbaşlar için de rütbe geri alma
gibi disiplin cezâlarını öngörmektedir.
Her dinde haram ve büyük günah olduğu bildirilen
ve insan tabiatına ters olan livâta bugün
sür’atle yayılan korkunç Aids hastalığına sebep
olmaktadır. Livâta eden insanda it uru ve aids hastalığı
ortaya çıkmaktadır. 1985 yılında virüsü teşhis
edilen bu hastalığın domuz eti yiyenlerde de görüldüğü
tesbit edilmiştir. Ekseriyetle pop şarkıcısı,
balet, modacı, dansçı, sinema artisti gibi sanat
dünyâsından ve entellektüel kesimden kimselerin
yakalandığı tedâvisi ve ilâcı henüz bulunamamış
olan aids hastalığından pekçok kimse hayâtını
kaybetmiştir. Dünyânın en meşhur grafiti artisti
Keith Haring, Arjantinli dansçı Jorge Donn, Oscar
ödülü sâhibi film yönetmeni Tony Richardson,
savaş sonrası yıllarının en tanınmış Fransız filozofu
Michel Foucault, Episkopal Kilisesinin homoseksüel
olduğunu açıklamaya cesâret eden papazı
Robert Williams, ünlü sinema artisti Rock Hudson,
Amerikalı modacı Patrick Kelly, Tatar asıllı ünlü
balet Nurayev, Aids hastalığından hayâtını kaybeden
dünyâca meşhur kimselerden bâzılarıdır.
(Bkz. Aids)Bilhassa livâta ve fuhşun yaygın olduğu cemiyetleri
tehdit eden, Amerika ve Avrupa’da korkunç
şekilde yayılan Aids hastalığının ilâç ve tedâvisi
için çalışmalar sürdürülmektedir. Şubat
1993’te BM-AIDS programı başkanı Dr. Michael
Merson tarafından Aids hastalığının son durumuyla
ilgili olarak şu bilgiler verilmiştir: “Dünyâ
üzerinde 13 milyon kişiye Aids bulaşmış durumda
olup, bunların 2,5 milyonu tam olarak hastalığın
pençesine düşmüş haldedir. Bu hastalıktan şu
ana kadar 2 milyon kişi ölmüştür. 2000 yılma kadar
ise 30 veya 40 milyon kişiye aids virüsü bulaşmış
olacaktır. Yüzde yüz öldürücü olan bu hastalık
yalnız belli yaşlardaki yetişkinleri değil çok
daha küçük yaşlarda hattâ bebekleri bile kan nakli,
cinsel temas, anneden vb. sebeplerle yakalıyor.
Aids’e sebeb olan HİV virüsüne yakalanan
bir kişi 8 veya 10 yıl içinde tamâmiyle hastalığın
etkisi altına girip ölmektedir. 10 yıl önce Afrika’da,
Kuzey Amerika’da ve Avrupa’da başlayan bu
hastalık Asya ve Latin Amerika’da da yayılmaya
başlamıştır…”







