MARDİN; Güneydoğu Anadolu bölgesinin Dicle
bölümünde yer alan bir ilimiz. Diyarbakır, Siirt,
Batman, Şırnak, Urfa, Irak ve Suriye arasında yer
alır. Trafik numarası 47’dir.
İsminin Menşei
Mardin isminin menşei üzerinde çeşitli rivâyetler
vardır. Mardin’in bulunduğu bölgeye yerleştirilen
“Marde” kavminden geldiği, bu bölgeye
hükmeden bir kralın Mardin isminde oğlunun hastalanıp
havası ve suyu iyi olan Batı Kalesine gönderildiği,
burada iyileşmesi üzerine Kale’nin bulunduğu
yerde Mardin isimli şehrin kurulduğu,
Süryânice mukaddes “Mara” kelimesinden geldiği,
Sâsânî komutanlarından Mardius bu şehri îmâr
ettiği için şehrin eski ismi yerine bu komutanın isminin
verildiği gibi çeşitli rivâyetler vardır. Selçuklu
Türkleri bu şehri fethedince, BizanslIların
“Mardie” Arapların “Maridin” ismi yerine kendi lisanlarına
uygun olarak “Mardin” demişlerdir.
Târihi
Mardin’in bilinen târihi 3000 sene öncelere
dayanır. Mardin bölgesi, Anadolu’da ilk siyâsî birliği
kuran Hitit İmparatorluğunun sınırları dışında
kalmıştır. Hititler zamânında bu bölge, Hurri Mitanni
Krallığının elindeydi. Uzun müddet Bâbil ve
Asur hâkimiyeti altında kalan Mardin’i Medler
ele geçirdi. M.Ö. 4. asırda Makedonya Kralı İskender,
Anadolu ve İran’ı işgâl ederek imparatorluğuna
ilhak etti. İskender’in ölümü üzerine imparatorluk
parçalandı. Bu bölge Anadolu gibi Selevkos
Devletinin payına düştü. Pers ve sonra Sâsânî
hânedanları, bu bölgeyi ele geçirdiler.
M.S. 1. asırdan îtibâren Roma İmparatorluğu,
Toros ve Fırat ötesi Doğu ve Kuzeydoğu Anadolu
için İran’la mücâdele etti. Her iki ülke arasında
bu bölge el değiştirdi ve Roma tam bir hâkimiyet
kuramadı. M.S. 395’te Roma İmparatorluğu bölününce
Anadolu gibi bu bölge de, Doğu Roma (BizanslIn
payına düştü.
640 târihinde hazret-i Ömer’in halîfeliği zamânında,
İyaz ibni Ganm kumandasındaki İslâm
ordusu, Mardin’i fethederek, İslâm devletine kattı.
Sonraki asırlarda Hamdânîlerle Mervânîler,
Bağdat’taki Abbâsî Halifeliğine tâbi olmak şartıyla
bu bölgeyi ellerinde tuttular. 1071 Malazgirt
Zaferinden sonra Mardin toprakları Selçuklu
Türklerinin eline geçti. 1098’de Türkmen boylarından
Artuklular, bölgede Selçuklulara bağlı iki
devlet kurdular. Hısn Keyfâ (Hasankeyf)da kurulan
Artukoğulları Beyliği “Sökmenîler” diye tanınır.
Bu beylik, 1098’den 1231’e kadar 133 yıl devâm
etmiştir. Artukluların Hısn Keyfâ dalı, Eyyûbîler
tarafından ortadan kaldırılmıştır. Eyyûbîler,
1232-1524 arasında 292 sene devletlerini muhâfaza
etmişlerdir. Mardin’de kurulan ve “İlgâzîler”
diye tanınan beylik, 1104’ten 1407’ye kadar
303 yıl devâm etmiştir.
Cezire-i ibni Ömer, Cizre’de 1160-1596 arasında
436 sene devâm eden küçük bir beylik kurmuştur.
Zengilerin, yâni Musul Türk Atabeylerinin bir kolu, üç beyle Cizre’de 1170-1227 arasında
47 yıl hâkimiyet kurmuştur. Mardin bölgesine
Büyük Selçuklulardan sonra Eyyûbîler, Türkiye
Selçukluları, İlhanlılar, Mısır-Suriye-Türk-Memlûk
İmparatorluğu, Timurlular, Karakoyunlular
ve Akkoyunlular hâkim olmuştur. 1507’de İran’daki
Safevîler, Mardin’i ele geçirdiler. Yavuz Sultan
Selim Han, 1517 Çaldıran Zaferi ile Safevîleri
Anadolu’dan attı. Bıyıklı Mehmed Paşa, Mardin’i
fethederek, Osmanlı Devletine bağladı.
Yavuz ve Kânûnî’nin, Salâhaddin Eyyûbî’ye
büyük saygıları olduğundan “Hısn Keyfâ”daki Eyyûbî
Melikliğinin bir müddet devâmına müsâade
etti. Osmanlı devrinde Mardin “Diyâr-ı Bekr” Beylerbeyliğinin
(eyâletinin) 24 sancağından (vilâyetinden)
biriydi. Tanzimattan sonra “Diyâr-ı Bekr”
eyâletinin üç sancağından biri oldu. 5 kazâsı vardı.
İstiklâl Harbinde Mardin halkı mücâdelesini silâhsız,
fakat birlik içinde düşmanı korkutarak yapmıştı.
İcap etseydi Mardin de düşmana karşı kahramanca
savaşırdı. Mardin’de düşmana karşı mücâdele
şu şekilde verildi:
Mardin önce İngilizler tarafından işgal edilmek
istendi. Irak Siyâsî Komiseri Nüel, Mardin’e
gelerek, şehrin ileri gelenlerinden Mardin’in
teslimini istedi. Mardinliler işgâle karşı
silâhlı mücâdele yapacaklarını söylediler. 1919
senesinde Londra’da imzâlanan îtilâfnâme îcâbı
Fransızlar, Mardin’in teslimi için Fransız kumandanlarından
Norman’ı gönderdiler. Fransız
kumandanı Norman, iki Fransız subayı ve kaleye
çekilmek üzere bir Fransız bayrağı ile istasyona
indi. Mardinliler sırtlara ve tepelere bolca
çadır kurarak bu çadırlarda asker olduğu şâyiasım
yaydılar. Ellerindeki silâh ve atlarla çeteler kurdular.
İstasyonda silâhlı, eli kazma, kürek, satırlarla
dolu halk Norman’ı karşıladı. Norman, Mardin’in
teslim olmasını istedi. Mardin’in Avrupa
şehri gibi onarılıp mahallî hükümet kurulacağını
söyledi. Mardin ileri gelenleri; “1071’den bu
yana Türk ve 640’tan bu yana Müslüman olan
Mardin Müslüman ve Türk kalacaktır, asırlardır
Türk toprağı olan Mardin Suriye’ye de bağlanamaz,
zor kullanırsanız savaşa hazırız.” dediler.
Mardin şehir halkı, Norman’ın yanındaki subayın
elindeki Fransız bayrağını alıp parçaladılar. Mardin
ileri gelenleri, Norman ve iki Fransız subayına
bir ziyafet verip bu yemekte kendilerine;
“Mardinliler tek bir vücut gibi birlik içindedir.
Tek bir Mardinli kalmayıncaya kadar ölmeye yemin
ettik” dendi. Norman korktu ve trenle Mardin’den
ayrıldı ve Diyrabakır’a da gitmekten
korktu. Mardinlilerin bu kahramanca hareketi,
hem Mardin’i hem de Diyarbakır’ı Fransız işgalinden
kurtardı. Cumhûriyet devrinde Mardin,
1923’te il merkezi olmuştur.Fizikî Yapı
Mardin il topraklarının % 52’si dağlarla %
32’si platolarla ve % 25’i ovalarla kaplıdır. Mardin’de
geniş ovalar bulunur. Kuzeyi dağlık ve güneyi
düzlüktür.
Dağları: İlin kuzeyinde; Mazı Dağları yer
alır. Bunlara Mardin Dağları da denir. Ortalama
yükseklik 1000-1500 m’dir. Başlıca dağları; Karınca
Tepe (1134 m), Alem Dağı (1041 m), Gümüşyuva
Tepe (1160 m), Dibek Dağı (1231 m), Pirinç
Tepe (1130 m), Ziyaret Tepe (1160 m) dir.
Mardin Dağlarının kalkerli kısımlarından meydana
gelmiş olan platolar Diyarbakır, Mardin ve
Nusaybin Ovasına doğru alçalırlar.
Ovaları: Mardin-Batman sınırını çizen Dicle
Vâdisi yer yer genişleyerek çok verimli ovalar
meydana getirir. Mardin ovaları güneyde yer alır
ve Suriye ovaları ile birleşir. Başlıca ovaları; Mardin,
Nusaybin, Cizre, Kızıltepe ve Silopi ovalarıdır.
Akarsuları: Dicle, ilin başlıca büyük akarsuyudur.
Elazığ’ın Gölcük Gölünden çıkan Dicle,
Diyarbakır’dan geçip Batman-Mardin sınırını teşkil
ederek, Cizre yakınında Suriye, sonra Irak’a geçer.
Savur Suyu: Savur kasabasının Suzi köyü yakınından
çıkar ve bâzı kollar alır. Çağçağ Suyu:
Midyat ile Nusaybin arasından çıkar. Nusaybin
Ovasını sular ve Suriye’ye geçer. Buğur Suyu üzerinde
baraj vardır. Habur Suyu, Zeni Hınıs ve Zerkân
Dereleri diğer akarsularıdır.
Gölleri: Mardin ilinde tabiî göl yoktur. Buğur
Suyu üzerinde kurulan baraj gölü 260 hektarlık yer
kaplar ve sulama maksadıyla kurulmuştur.
İklim ve Bitki Örtüsü
Mardin ilinin iklimi Kara iklimi ile Akdeniz iklimi
arasında bir geçiş iklimi özelliğini gösterir.
Yazlar sıcak ve kışlar soğuk geçer. Kar yağışlı
gün sayısı 10 günü ve sıfırın altında gün sayısı 60günü geçmez. Senenin 100 güne yakını 30°C’nin
üstündedir. Senelik yağış ortalaması 713 mm’dir.
Bitki örtüsü: İl topraklarında genel olarak
“Bozkır” görünümü hâkimdir. Dağ yamaçları ve
vâdilerde meşe ormanlarına rastlanır. Orman ve
fundalık saha il topraklarının % 15’ini geçmez.
Ekili ve dikili sahalar % 40, çayır ve mer’alar %
38’dir. Nusaybin ve Savur’da geniş kavaklık alanlar
mevcuttur.
Ekonomi
Mardin ilinin ekonomisi geniş ölçüde tarıma
dayanır. Fakat tarım yeteri kadar gelişmemiştir. Faal
nüfûsun % 80’ine yakını tarım sektöründe çalışır.
Sanâyi geri kalmıştır.
Tarım: Modem tarım araçları ve usûllerinin
kullanılmasına yeni başlanmıştır. Başlıca tarım
ürünleri buğday, arpa, pirinç, nohut ve pamuktur.
Dicle Nehri kıyısında sebzecilik yapılır. Turfanda
sebzecilik de gelişmiştir. En çok domates, patlıcan,
hıyar, kavun-karpuz ekilir. Meyve üretiminde
üzüm başta gelir. Ceviz, nar, antepfıstığı da yetişir.
Mardin’e üzüm diyarı diyenler vardır. 150 bin
tonu geçen üzüm istihsali ile Türkiye’de dördüncü
sıradadır. Karpuz da onuncu sırada yer alır.
Hayvancılık: Hayvancılığın il ekonomisinde
önemli yeri vardır. Tarım üretiminin üçte biri
hayvancılıktan sağlanır. Yerli göçerler, hayvanlarıyle
yaylayla ova arasında göç ederler. Devamlı
yerleşim merkezi olmayan göçebe aşiretler vardır.
Ormancılık: Mardin orman bakımından fakir
sayılır. 200 bin hektarlık orman ve fundalık alanı
vardır. Ormanların hepsi bozuk baltalık orman sınıfına
dahildir.
Mâdenleri: Mardin ili mâden bakımından da
fakir sayılır. İlde sâdece linyit ve fosfat işletilir. Güneydoğu
Anadolu Fosfatları İşletmesinin merkezi
Mazıdağı’dır. Senede 250 bin ton cevher üretilir.
Linyit üretimi çok azdır.
Sanâyi: Mardin sanâyi bakımından az gelişmiş
bir ildir. Sanâyi kuruluşları 15 civarında olupbunlar devlet desteği ile 1968’den sonra kurulan sanayi
tesisleridir. Başlıca sanâyi kuruluşları Güneydoğu
Anadolu Fosfatları Mazıdağ İşletmesi,
Mardin Yem Fabrikası, Çimento Fabrikası, Nusaybin
Pamuk İpliği ve Dokuma Sanâyii, Et Kombinası,
Kızıltepe İplik Fabrikası, Çırçır ve Prese
Fabrikası ile un fabrikalarıdır.
Ulaşım: Karayolları: Mardin karayolları ağının
kavşak noktalarından biridir. E-24 karayolu ile
Urfa ve Gaziantep üzerinden Adana’ya; 69 numaralı
yol ile Diyarbakır ve Elazığ üzerinden İç Anadolu
ve Kuzeydoğu Anadolu’ya; E-24 karayolu
ile doğuya uzanarak Nusaybin, Cizre ve Silopi’den
sonra Irak topraklarına geçer. Devlet yollarının
uzunluğu 952 km, il yolları 370 km’dir. Demiryolu:
Bağdat-B erlin demiryolu Mardin ilinden geçer.
Ana yoldan ayrılan 30 km’lik bir hatla Mardin bu
hatta bağlanır. Havaalanı yoktur. Diyarbakır Hava
alanından faydalanılır.
Nüfus ve Sosyal Hayat
1990 sayımına göre toplam nüfûsu 557.727
olup 249.032’si ilçe merkezlerinde 308.695’i köylerde
yaşamaktadır. Yüzölçümü 8890 km2 olup, nüfus
yoğunluğu 63’tür.
Örf ve âdetler: Mardin bölgesi Hunilerden îtibâren
çeşitli kültürlerin tesiri altında kalmışlardır.
M.Ö. 11. asırda başlayan “Ârâmi” göçleri Güneydoğu
Anadolu gibi Mardin’de de kültürel değişmelere
sebep olmuştur. Romalıların hâkim olduğu
devirde Hıristiyanlık yayılmaya başlayınca “Arâmi”
ler Hıristiyan olmuşlar ve putperest Arâmilerden
ayırmak için, kendilerine “Süryânî” demişlerdir.
M.S. 4. asırda Mardin Süryânîliğin
önemli bir merkezi olmuştur. Süryânîler Mardin’de
meşhur “Deyruzzaferan Kilisesi”ni kurmuşlardır.
Yedinci asırda Mardin İslâm ordularınca fethedilmiştir.
Müslüman Araplar 1040 senesinde Mardin’e
tamâmen hâkim olmuşlardır. On ikinci asır
başından îtibâren Oğuz Türklerinin Kayı aşiretinden
(Ertuğrul Gâzi de aynı aşirete mensuptur)
olan Artukoğulları bu bölgeye hâkim oldular. Göçebe
Türkmenler de Artukoğullarına bağlı olarak
bölgeye yerleşince, Türkler çoğunluk sağladılar.
1517’de Yavuz Sultan Selim Han bu bölgeyi Osmanlı
Devletine kattı. Bu bölgede Türk-İslâm kültürü
hakim oldu.
Mahallî oyunlar: Mardin oyun ve türküler
bakımından zengindir. Halay, en çok oynanan
oyun çeşididir. Ağır ve hareketli olmak üzere ikiye
ayrılan halaylar davul ve zurna ile oynanır.
Gercüş Delilosunda Şamanizm izleri vardır. En
çok oynanan halaylar; Delilo, Meryene, Bisero,
Malaya, Botani, Kesitaya, Çenbeli, Haftano, Çanşu,
Hürse ve Hırpani’dir.
Mahallî kıy âfetler: Erkekler entari biçiminde
elbise, başlarına maşlah ve puşu giyerler. Kabir çeşit fesin üzerine birkaç eşarp sarılır, bunun
üzerine namazlık ve saten bağlanır. Vücûdu iç
gömlek sarar. Bu gömleğin üzerine çok düğmeli
yelek giyilir. Ayrıca bol paçalı ve ayak bileklerine
kadar büzgülü tek düğmeli şalvar kullanılır.
Boyun kısmında diz kapaklarının altına kadar uzanan
yırtmaçlı zıbın giyilir. Ova köylerinde kadınlar
başlarına renkli puşu sararlar. Diğer beden ve
ayak kıyâfetleri dağ köyleri gibidir.
El sanatları: Türkiye’de gümüş işçiliğinin
merkezi Mardin’dir. Bu işçiliğe “Telkâfi” denir.
Çanak-çömlek îmâlâtı da meşhurdur.
Mahallî yemekleri: Lahmacun, içli köfte, çiğ
köfte, sini köftesi, kaburga dolması, rumiber nuriye
tatlısı, kibemumbar, saç ekmeğidir. Fırına verilen
tereyağlı karpuz, sigara öksürüğüne iyi geldiğinden
Mardin’de sık sık yapılır.
Eğitim: Mardin ilinde okuma-yazma oranı
çok düşük olup, % 50’ye yakındır. Nüfusun bir
kısmının göçebe hayâtı yaşaması, köylerin dağınık,
küçük olması, ulaşım zorlukları okur-yazar nisbetinin
düşük olmasına sebep olmuştur. İlde 49 ana
okulu, 836 ilkokul, 37 ortaokul, 3 mesleki ve teknik
ortaokul, 14 lise, 8 mesleki ve teknik lise vardır.
İlçeleri
Mardin’in biri merkez olmak üzere dokuz ilçesi
vardır.
Merkez: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu
83.863 olup, 53.005’i ilçe merkezinde, 30.858’i
köylerde yaşamaktadır. Mardin-Midyat eşiğinin
güneyinde yer alan ilçe toprakları genelde düzdür.
Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır. Başlıca
tarım ürünleri buğday, arpa, mercimek ve nohuttur.
Hayvancılık önemli gelir kaynağıdır. En çok
koyun ve Ankara keçisi beslenir. Sanâyisi gelişmemiş
olan ilçede küçük çaplı atölyeler vardır.
İlçe merkezi Masus Dağları eteklerinde, Mardin
Kalesinin aşağısında batıdan doğuya doğru
uzanır. Şehrin eski evleri taş yapı, düz damlı ve tek
katlıdır. Sokaklar dar ve yokuştur. Üç bin senelik
târihe sâhiptir. Taş yapılı küçük pencereli beyaz badanalı
Mardin evleri kaleden bakıldığında birbiri
üzerine binmiş gibi görünür. Denizden yüksekliği
1325 metredir. Gaziantep-Nusaybin demiryoluna,
Şenyurt yakınlarından ayrılan bir hatla bağlanır.
Belediyesi 1889’da kurulmuştur.
Dargeçit: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu
31.436 olup, 10.079’u ilçe merkezinde, 21.357’si
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 32
köyü vardır. İlçe topraklan düzdür. Dicle Nehri Şırnak’la
olan sınırından geçer.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım
ürünleri üzüm, buğday, arpa, mercimek ve nohuttur.
Hayvancılık önemli gelir kaynağıdır. En çok
koyun ve Ankara keçisi beslenir. İlçe merkezi Akçadağ
eteklerinde kurulmuştur. Midyat’a bağlı bir
bucakken 19 Haziran 1987’de 3392 sayılı kânunla
ilçe oldu.
Derik: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu
45.983 olup, 13.201’i ilçe merkezinde, 32.782’si
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı
27, Kocatepe bucağına bağlı 32 köyü vardır. Yüzölçümü
1367 km2 olup nüfus yoğunluğu 34’tür. İlçe
toprakları genelde düzdür. Akarsu bulunmadığı
için bu düzlüklerde tarım üretimi düşüktür.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım
ürünleri buğday, arpa ve mercimek olup, ayrıca az
miktarda nohut, üzüm, zeytin ve bâdem yetiştirilir.
Hayvancılık ekonomide önemli yer tutar. En
çok küçükbaş hayvan beslenir. Hayvancılık daha
çok canlı hayvan ticâretine dayalı olduğundan
hayvani ürünlerin üretimi düşüktür. İlçe topraklarında
fosfat yatakları da vardır. İlçe merkezi üç tarafı
dağlarla çevrili bir alanda yer alır. İl merkezine
70 km mesâfededir. İlçe belediyesi 1884’te kurulmuştur.
Kızıltepe: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu
130.639 olup, 60.134’ü ilçe merkezinde, 70.505’i
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı
86, Şenyurt bucağına bağlı 17 köyü vardır. Yüzölçümü
1403 km2 olup, nüfus yoğunluğu 93’tür.
İlçe toprakları dalgalı düzlüklerden meydana gelir.
Kızıltepe Ovasının batısında lavlardan meydana
gelen engebeli arâzi yer alır. Verimli ova toprakları
yeterince sulanamadığı için tarım ürünlerinin
rekoltesi düşüktür.Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım
ürünleri arpa, buğday, mercimek ve üzüm olup, ayrıca
az miktarda pamuk, incir, zeytin ve nohut yetiştirilir.
Hayvancılık ekonomide önemli yer tutar.
En çok koyun beslenir. Hayvancılık genelde canlı
hayvan ticâretine dayalıdır. Un, iplik, kireç ve
yem fabrikası başlıca sanâyi kuruluşudur. Sınır
ticâreti yaygın olarak yapılır.
İlçe merkezi Gaziantep-Cizre-Irak karayolu
üzerinde yer alır. İl merkezine 22 km mesâfededir.
Eski ismi Koçhisar’dır. Belediyesi Cumhuriyetten
önce kurulmuştur. İlin en kalabalık ilçesidir.
Mazıdağı: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu
30.276 olup, 9526’sı ilçe merkezinde, 20.750’si
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 50
köyü vardır. Yüzölçümü 869 km2 olup, nüfus yoğunluğu
35’tir. İlçe toprakları Mardin-Midyat eşiğinde
olup, genelde dalgalı düzlüklerden meydana
gelir. En yüksek noktası Mazıdağıdır (1252).
Topraklarından kaynaklanan suları Göksu ve Bağlıca
dereleri toplar.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım
ürünleri buğday, üzüm, arpa ve mercimek olup, ayrıca
az miktarda nohut ve incir yetiştirilir. Hayvancılık
ekonomik açıdan birinci derecede gelir
kaynağıdır. Yaylacılık metoduyla en çok koyun, kıl
keçisi ve Ankara keçisi beslenir. İlçe topraklarında
bulunan fosfat yatakları Etibank tarafından işletilmektedir.
İlçe merkezi dağlık bir kesimde kurulmuştur.
İl merkezine 43 km mesâfededir. Eski ismi Şamrah’tır.
1937’de ilçe olan Mazıdağı’ın belediyesi aynı
sene kurulmuştur.
Midyat: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu
72.929 olup 29.569’u ilçe merkezinde, 43.360’ı
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 48
köyü vardır. İlçe toprakları genelde düz olup, Mardin-
Midyat eşiğinde yer alır. Başlıca akarsuyu
Çağçağ Çayıdır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca
tarım ürünleri buğday, arpa, üzüm, mercimek
ve nohut olup, ayrıca az miktarda susam ve inciryetiştirilir. Hayvancılık ekonomik açıdan önemli
gelir kaynağıdır. İlçede beslenen Ankara keçisinin
kahverengi ve siyah renkli yünlerinden battâniye
dokunur. Telkâri olarak bilinen gümüş işlemeciliği
yaygın olarak yapılan el sanatıdır.
İlçe merkezi düz bir alanda yer alır. Çok eski
bir târihe sâhiptir. İl merkezine 58 km mesâfededir.
Halkının bir kısmı Süryânidir. Belediyesi Cumhûriyetten
önce kurulmuştur.
Nusaybin: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu
85.448 olup 49.67l’i ilçe merkezinde, 35.777’si
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 14,
Akarsu bucağına bağlı 25, Girmeli bucağına bağlı
27 köyü vardır. Yüzölçümü 1177 km2 olup, nüfus
yoğunluğu 7 3’tür. İlçe topraklan genelde düzdür. En
yüksek noktası 1231 m olan Dibek Dağıdır. İlçe
topraklarını Çağçağ Çayı ve kolları sular.
Ekonomisi tarım ve sınır ticâretine dayalıdır.
Başlıca tarım ürünleri, üzüm, buğday, mercimek,
arpa, pamuk olup ayrıca az miktarda incir, susam,
nohut ve zeytin yetiştirilir. Hayvancılık daha çok
canlı hayvan ticâretine yöneliktir. Bu yüzden hayvani
ürün üretimi düşüktür. En çok koyun ve Ankara
keçisi beslenir. Çırçır, iplik, pamuklu dokuma
ve halı fabrikaları başlıca sanâyi kuruluşlarıdır.
İlçe merkezi Çağçağ Çayının iki yakasında
kurulmuş olup, Suriye sınırına çok yakındır. Eski
ismi Nisibis’tir. İl merkezine 58 km mesâfededir.
Çok eski bir târihe sâhiptir. İstanbul-Bağdat demiryolu
ve Urfa-Silopi karayolu ilçeden geçer.
Belediyesi Cumhûriyetten önce kurulmuştur.
Ömerli: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu
18.936 olup 7152’si ilçe merkezinde, 11.784’ü
köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 41
köyü vardır. Yüzölçümü 433 km2 olup, nüfus yoğunluğu
44’tür. İlçe toprakları düzdür ve Mardin-
Midyat eşiğinde yer alır. Topraklarını Savur Çayının
başlangıç kolları sular.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım
ürünleri üzüm, arpa, buğday ve mercimek olup, ayrıca
az miktarda nohut ve incir yetiştirilir. Hayvancılık
ekonomik açıdan önemlidir. Ençok koyun
ve Ankara keçisi beslenir.
İlçe merkezi, Mardin-Midyat karayolu üzerinde
kurulmuştur. İl merkezine 18 km mesâfededir.
Nüfus bakımından ilin en küçük ilçesidir. Savur’a
bağlı iken 1953’te ilçe olmuş ve aynı sene belediyesi
kurulmuştur. Eski ismi Maserti’dir.
Savur: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu
35.832 olup 6244’ü ilçe merkezinde, 29.588’i köylerde
yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 26,
Sürgüçü bucağına bağlı 13 köyü vardır. Yüzölçümü
1049 m2 olup, nüfus yoğunluğu 34’tür. İlçe
toprakları oldukça engebeli arâziden meydana gelir.
En yüksek noktası 1160 m ile Ziyârettepe’dir.
Başlıca akarsuları Savur ve Bağlıca çaylarıdır.Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım
ürünleri üzüm, buğday, mercimek ve arpa olup, ayrıca
az miktarda nohut, incir ve ceviz yetiştirilir.
Savur Çayı kıyısında yapılan kavakçılık önemli gelir
kaynağıdır. Hayvancılık gelişmiş olup, en çok
sığır besiciliği yapılır.
îlçe merkezi Savur Çayı kenarında kurulmuştur.
İl merkezine 44 km mesâfededir. Eskiden Suara
daha sonraları ise Savor adları verilmiştir. Gelişmemiş
küçük bir yerleşim merkezidir. Makedonya
Kralı İskender ile İran Kralı Daryüs, Savur’un
Erbil köyü yakınlarında savaşmışlardır.
Belediyesi Cumhûriyetten önce kurulmuştur.
Yeşilli: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu
22.385 olup, 10.451’i ilçe merkezinde, 11.934’ü
köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları genelde
düz olup bir bölümü Mardin-Midyat eşiğinde yer
alır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım
ürünleri buğday, arpa, mercimek ve nohuttur. Hayvancılık
gelişmiştir. Merkez ilçeye bağlı belediyelik
bir köyken, 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla
ilçe oldu.
Târihî Eserler ve Turistik Yerleri
Mardin, târihî eserler bakımından oldukça
zengin bir ilimizdir. Zamânımıza ulaşan eserlerden
bâzıları şunlardır:
Emînüddîn Külliyesi: Artuklu Sultanı Necmeddîn
İlgâzi’nin kardeşi Emînüddîn tarafından
yaptırılan külliye; câmi, medrese, hamam, çeşme,
dârüşşifâ, bimâristandan meydana gelmiştir.
Külliye çeşitli zamanlarda tâmir görmüştür. Medrese
kısmı depo olarak kullanılmaktadır.Necmeddîn Câmii: Artuklu sultanı Necmeddîn
İlgâzi tarafından yaptırılmıştır. Sarı câmi, Mâristan
Câmi ve Medrese diye anılan bu câmi hâlen
kullanılmaktadır. Yapım târihi kesin olarak bilinmemektedir.
Ulu Câmi: On ikinci asırda Artukoğulları tarafından
yapılmıştır. Taş kubbe ve minâresi sanat
şâheseridir. Üç giriş kapısı vardır. Câminin mihrabındaki
ve ahşap minberindeki süslemeler çok
güzeldir.
Abdüllatif (Latifiye) Câmii: Artuklular zamânmda
137l’de devlet görevlilerinden Abdüllatif
isimli bir zât tarafından yaptırılmıştır. Zamanımızdaki
minâresini 1845’te Musul vâlisi Gürcü
Mehmed Paşa yaptırmıştır. Minber ve mahfil Selçuklu
ahşap işçiliğinin orijinal örneklerindendir.
Hâtuniye Medresesi: Gül Mahallesinde Artuklu
Sultanlarından Necmeddîn Alpi’nin eşi Sitti
Radviyye tarafından yaptırılmıştır. Tâmir ve
ilâvelerle, ilk orijinalitesini kaybeden eser, medrese
mîmârisinin önemli örneklerindendir. Günümüzde
yıkık vaziyettedir.
Mârufiye Medresesi: Şar Mahallesinin kuzeyindedir.
Beytil Artuki veya Hacı Mâruf Medresesi
adlarıyla bilinmektedir. Kitâbesi yoktur.
Mîmâri tarzından on üçüncü asır başlarında yapıldığı
anlaşılmaktadır. Medrese, câmi ve türbenin
kapalı bir bütünlük meydana getirdiği, iki katlı
açık medreselerin öncüsü sayılmaktadır.
Şehidiye Medresesi: Semanin Medresesi adıyla
bilinen yapı 1239-1260 yılları arasında yaptırılmıştır.
Yapılan tâmir ve ekler yüzünden orijinalliğini
kaybetmiştir. Yer yer görülen bezemelerden
medresenin ilk yapıldığında çok zengin
süslemeli olduğu anlaşılmaktadır.
Zinciriye Medresesi: Medrese Mahallesindedir.
1385’te yaptırılan bu eser geniş bir alanı
kaplamaktadır. Doğu ve batı kesimlerindeki kubbeler dilimlidir. Günümüzde müze hâline getirilmiş
olup, müzede îslâm öncesi ve sonrası eserler
sergilenmektedir.
Kâsımiye Medresesi: Akkoyunlu Sultanı Kâsım
tarafından 1487’de yaptırılmıştır. Mîmârî ve
bezeme açısından Artuklu devri özelliklerini göstermektedir.
Duvardaki silinmeyen kırmızı izlerin
şehîd edilen Sultanın kan izleri olduğu kabul edilir.
Şah Sultan Hâtûn Medresesi: Akkoyunlu
İbrâhim Beyin hanımı Şah Sultan yaptırmıştır. On
altıncı asırda yapılan eserin büyük kısmı yıkılmıştır.
Harzem Tâceddîn Mes’ud Medresesi: Kızıltepe
ilçesinin 8 km kuzeydoğusunda Zerkan Suyu kıyısındadır.
Artukoğullanndan Melik-ül Mansur Nâsıreddîn
Artuk Aslan’ın âzâdlı kölesi Taceddîn
Mes’ud bin Abdullah yaptırmıştır. Yapılan ekler ve
tâmiratlar yüzünden büyük değişikliğe uğramıştır.
Günümüzde birkaç âile ev olarak kullanmaktadır.
Kızıltepe (Dunyasır) Köprüsü: Kızıltepe-Derik
karayolunda Zerkan Suyu üstündedir. Kitâbesi olmayan
köprü Artukoğulları devrinde yapılmıştır.
Kireçtaşından yapılan köprü yer yer yıkıktır. Ortada
büyük, yanlarında ikişer küçük beş gözü vardır.
Mardin Kalesi: Onuncu asırda Hamdânîlerden
Abdullah bin Hamdan zamânında yapılmıştır.
Yüksekliği doğuda 1200 m, batıda 1800 m olan bir
tepe üzerindedir. Kalede câmi ve ev kalıntıları
vardır. Kalede Akkoyunlulardan kalma saray ve câmi
harâbe hâlindedir. Kale 800 m uzunluğundadır.
Şehri kuşatan surların 6 kapısı vardı.
Rabat Kalesi: Derik ilçesinin 15 km batısında
Artukoğullarının en büyük eseridir. 15 burçludur.
Yer altında saray kalıntıları ve mahzenler, su
sarnıçları sağlam bir şekilde durmaktadır.
Savur Kalesi: Savur ilçesinde olup Romalılardan
kalmadır.
Aznavur Kalesi: Nusaybin yolunda onuncu
asırda Hamdânîler tarafından yaptırılmıştır.
Dârâ Kalesi: Mardin’e 30 km uzaklıkta olup
İranlılar tarafından yapılmıştır.
Dermenitan Kalesi; Mazıdağı’nın Gümüşova
köyündedir. Sarnıç, ev, erzak ambarı kalıntıları
vardır.
Kız Kalesi: Saç ayağı şeklinde üç kale olup,
“Bel-el Saferan” Manastırını üç taraftan korumak
için yapılan müstahkem mevkidir.
Eski eserler: Deyruzzaferan Manastırı: Hıristiyan
dünyâsının en eski kiliselerinden biridir. Dördüncü
asırda yapılmış olup Süryânîlerin dînî merkeziydi.
Mardin’e 8 km mesâfededir. Bu binâda kilise,
mahzenler ve mezarlar vardır. Bugün burada
düşkünler evi ve öksüzler yurdu da bulunur. Etrâfı
ağaçlıklı olup mesîre yeridir. Manastır içinde 52 Süryânî
patriğinin mezarı vardır. Deyr el-Umar ManastırıMidyat’ta Hasköy sınırlan içindedir. Meryemana
Kilisesi çok eski bir kilisedir. Bizanslılaı
yaptırmıştır. Fittar Harabeleri: Derik ilçesindedir. Bir
vâdi içinde 1000 x 500 metrelik bir şehir kalıntısıdır.
Yekpâre taşlarla büyük binâlar yapılmıştır.
Nusaybin’de Roma devrinden kalma kilise ve
taştan yapılmış Tâk-ı Zafer vardır. Makedonya
Kralı İskender, Daryüs’ü yenince bu zafer takından
geçmiştir. Dârâ Harâbeleri: Dârâ Kalesi yanında
Dârâ tarafından kurulan Dârâ şehrinin kalıntılarıdır.
Mardin-Nusaybin yolu üzerindedir. Târihin
ünlü şehri Anastiasprpolis’in günümüze kadar ulaşan
harâbeleri: Suriye sınırı yakınında Cizre’ye
20 km mesâfede olup, bu harâbelerde çivi yazılı taş
ve kayalar vardır. Mardin şehri kalıntıları: Nusaybin’in
kuzeyinde olup, ilk çağlara âit, bir şehirdir.
Mar Yakup: Mermerden kabir olup Nusaybin’dedir.
Mesîre yerleri:
Çok sayıda târihî eserlere sâhip olan Mardin’de
mesîre yerleri oldukça azdır. Halk genellikle
akarsu kıyılarından mesîre yeri olarak faydalanmaktadır.
Mayıs ayının ilk haftası mesire yerlerine
çıkılır. Buna Yorganlar Haftası ’’Sebitil Batere”
denir.Kaplıca ve içmeler:
Mardin’de şifâlı su kaynağı yok denecek kadar
azdır. İldeki tek kaplıca Germiab Kaplıcasıdır. Bu
kaplıca Dargeçit ilçesinin Ilısu köyü yakınlarında
Dicle Nehri kıyısındadır. İçme ile, karaciğer, barsak
ve safra yolları hastalıklarına; banyo ile romatizma
nefrit, polinefrit, nevralji, cilt ve kadın
hastalıklarına faydalıdır.
MARDİN








