MURÂD HAN-9. (HüdâvendigAr); üçüncü Osmanlı sultânı. Birinci Murâd adıyla târihe geçti. 1326’da Bursa’nın fethinden sonra doğdu. Babası, Orhan Gâzi, annesi Nilüfer Hâtundur. İyi bir eğitimrinden Karamanlı Molla Rüştem’in teklifi ve Kazasker Çandarli Kara Halil’in fetVâsı ile, harpte esir alman gayri müslim çocuklarından beşte birinden istifâde edilmek sûretiyle “Yeniçeri” adıyla bir asker ocağı kuruldu. (Bkz. Yeniçeri Ocâğı) Alman esirler Anadolu’da Türk çiftçi âilele- rinin yanında Türk-îslâm terbiyesiyle yetiştirilerek, Yeniçeri Ocağına kaynak temin edildi.-Ayrıca mâlî teşkilâtta düzenlemelere gidilip, gelirlejr arttırıldı. Bu durum Bizans İmparatorunu Osinanlılarla antlaşma yapmaya mecbur bıraktı. Yapılan antlaşmaya göre İmparator Yuannis, Rumeli’ndeki Osmanlı fütuhâtmı kabul ve tasdik etti. Bunları almak için hiçbir zaman Türk düşmanlarıyla bir- leşmeyeceğini Ve Anadolu Belliklerinden gelebilecek taarruzlara karşı Birinci Murâd Han yardımcı kuvvet isterse asker vereceğini bildirdi. Bu antlaşmanın, Bizans’ın Osmanlı Devletine tâbiliğini arz etmesi mâhiyetinde olduğu kabûl edilir. Öte yandan Filibe’nin fethi üzerine OsmanlIların Balkanlarda ilerlemesini durdurmak için Papa Urban’m çabaları ile meydana getirilen, Sırp, Macar, Bulgar, Ulah ve BosnalIlardan meydana gelen Haçlı ordusu, Edirne’ye doğru yürüdü (1364). Ancak Hacı İlbeyi komutasındaki Osmanlı öncü kuvvetleri, Haçlıları büyük birbozgunâ uğrattılar. Düşmanın büyük kısmı Meriç sularında boğuldu. (Bkz. Sırpsındığı Savaşı) Sultan Murâd Han, Rumeli’ne geçmeden önce Katalanlarm elindeki Biga’yı fethetti. Sırpsın- dığı Muhârebesinden sonra, Osmanlı başşehrini Bursa’dan Edirne’ye naklettirdi. Şehri kısa zamanda mescitler, câmiler, medreseler, saray dâhil bütün kültür ve sosyal müesseselerle îmâr etti. Türk-lslâm ilim ve sanat eserleriyle süslenen Edirne, İstanbul’un fethi sonrasına kadar Osmanlıya başşehirlik yaptı. Balkanlarda Osmanlı idâresi ve müesseseleri tesis edilerek, ticâret canlandırıldı. Adriyatik kıyısında küçük bir devlet olari Raguza Cumhûriyetiyle ticâret antlaşması yapılarak OsmanlI himâyesi altına alındı. 1366 târihinde Gelibolu, Bizans İmparatorunun dayısı Savua Kontu İtalyan Amedeo tarafından işgâl edilmişse de, bir yıl sonra tekrar OsmanlIların eline geçti. 1366’da Sultan Birinci Murâd Han, başlattığı Balkan fütiıhâtıyla; Kırkkilise (Kırklareli) Vize, Aydos, Burgaz ve Tirebolu mevkilerini zaptedip, Karadeniz’e dayanmak istiyordu. Bu gâyesini gerçekleştirmek için, çok muntazam bir plân tatbik etti. Batı cephesi kumandanlığına Evrenos Paşayı tâyin ederek, Makedonya’nın fütuhâtıyla vazifelendirdi. Kuzey cephesi kumandanlığını Kara Timurtaş Paşa/a vererek, Tunca boyunun fethiyle vazifelendirdi. Kuzeybatı cephesi kumandanlığını da Rumeli Beylerbeyi Lala Şâ- hin Paşaya verdi. Kara Timurtaş Paşa 1366’da Bi
zanslIlardan Kızılağaç Yenicesi’ni, Bulgarlardan Yanbolu ve İslimyeli’yi aldı. Lala Şâhin Paşa Sa- maku ve İhtiman’a akın tertip etti. Sultan Murâd Han 1367’de başlattığı harekâtla Bulgarlardan Aydos, Karinâbad ve Tirebolu’yu, 1368’de de BizanslIlardan Hayrabolu, Pmarhisar ve Vize’yi alıp, elden çıkmış olan Kırkkilise’yi tekrar fethetti. Bulgaristan Kralı Yuvan Şişman, Osmanlılara karşı duramayacağını anladığından sulh yaparak kız- kardeşi Prenses Marya’yı Sultan Murâd’a verdi. Buna rağmen daha sonra Bizans İmparatoru Beşinci Yuannis Paleoloğ’un teşvikiyle Sırp Kralı ile Osmanlılara karşı birleşti. 26 Eylül 1371 Cumâ günü Çirmen’de yapılan muhârebede müttefikler büyük bir bozguna uğradı. Bu savaşla Balkanlardaki mukâvemet kırılarak, Osmanlılara Makedonya kapıları açıldı. Çirmen Zaferi sonunda ilk Makedonya fütuhâtı başlatılarak, Vezîriâzam Çandarli Kara Hayred- dîn Halil Paşa, Rumeli Beylerbeyi Lala Şâhin Paşa, Gâzi Evrenos ve Deli Balaban Beyler komutasındaki Osmanlı ordusu, İskeçe, Drama, Kavala, Zihne, Serez, Avrethisar-Vardar Yenicesi ve Karaferye mevkilerini fethetti. OsmanlIların Makedonya’yı zaptederek Köstendir e gelmeleri üzerine, Yukarı Sırbistan Hükümdârı Lazar Grebli- yanoviç, Sultan Murâd Han ile anlaşmak istedi. Vergi vermek ve gerektiğinde Osmanlı Devletine asker gönddrmek şartı ile antlaşma sağlandı. Rumeli ve Anadolu’da fetihler devâm ederken bâzı mâlî, idâri ve askerî ihtiyaçları karşılamak için teşkilât yapılmıştı. Kara Timürtaş Paşanın tavsiyesiyle, tımarlı teşkilât, tâdil ve ihtiyâca göre ıslâh edildi. Yaya, müsellem ve yeniçerilere ilâveten Kara Timurtaş Paşanın tavsiyesiyle kapıkulu askerlerinden olarak maaşlı Süvâri ocağı kurulduğu gibi, seferlerde levâzımın muhâfazası ve süvârilerin hayvanlarına bakmak üzere Voynuk sınıfı teşkil olundu. (Bkz. Voynuk) Sultan Murâd Han 1378’de oğlu Şehzâde Bâ- yezîd’i Germiyan Beyi Süleymân Şahın kızı Dev- letşah Hâtûn ile muhteşem bir düğün yaparak evlendirdi. Süleymân Şah, Kütahya, Tavşanlı Emed ve Simav’ı, kızının çeyizi olarak verdi. Hamidoğlu Hüseyin Beyden seksen bin altın karşılığı; Akşehir, Yalvaç, Beyşehir, Seydişehir ve Karaağaç alındı. Birinci Murâd Han 1380’de Makedonya’da harekâta geçilmesini emretti. Rumeli Beylerbeyliğine tâyin edilen Kara Timurtaş Paşa, Vardar Nehri sâ- hilindeki İştifTi fethetti. 1382’de Vardar’ı geçerek Manastır ve Pirlepe’yi aldı. Manastır, Arnavutluk ve Kuzey Epir mıntıkalarına yapılacak harekât için üs oldu. 1384 bahârında Osmanlı akıncıları Bosna- Hersek akınım gerçekleştirerek, pekçok esir ve ganimet aldılar. 1385’te Vezîriâzam Çandarlı Hay- reddin Paşanın Ohri’yi fethi ile Osmanlılar, Arnavutluk hududuna yerleştiler. Kuzey Arnavutluk Prensi Balşa ile Drac ve Orta Arnavutluk Dükası Şarl Topia arasında meydana gelen muhârebede Drac Dükası, Hayreddin Paşadan yardım istedi. Çağn üzerine Hayreddin Paşa Drac Prensine yardım ederek, Savra’da onun gâlibiyetini temin ettiği gibi bu muhârebede Prens Balşa da öldürüldü. Osmanlı ordusunun Rumeli’nde bulunmasından istifâde eden Karamanlı Alaeddîn Bey, 1386’da Osmanlı hududuna taarruz ederek, Beyşehir ve havalisini zaptetti. Hudud tecâvüzünü haber alan Sultan Murâd Han, Rumeli’de Vezîriâzam Çandarlı Hayreddin Paşayı bırakarak, Karaman hududunu aştı. Karaman Ovasına gelen Osmanlı ordusu, Ala- eddin Beyin kuvvetlerini mağlup ederek, sulh istemeye mecbur bıraktı. Sultan Murâd Hanın dâmâdı olan Alaeddin Bey, zaptettiği topraklan geri vermesi ve Osmanlı sultanının elini öperek özür dilemesiyle affedildi. Karamanoğullarmm da Osmanlı hâkimiyetini tanıması, batıda olduğu gibi doğuda da,
Sultan Murâd Hanın nüfûz ve itibârını arttırdı. Sultan Murâd Hanın ve Osmanlı ordusunun Anadolu’da bulunmasından istifâde eden Balkan kral ve prensleri Türklere karşı ittifak kurup, taarruz planlıyorlardı. Bosna hududunda Lala Şâhin Paşa kumandasındaki akıncıların harekâtı, Bosna Kralı ve Sırp Despotu Lazar’m otuz bin kişilik müttefik kuvvetlerle yaptığı karşı taarruzla karşılandı. 1378’de Ploşnik mevkiinde meydana gelen muhârebede, Lala Şâhin Paşanın yirmi bin kişilik kuvveti bozularak, çoğu şehit oldu. Ploşnik bozgunu, gizlice hazırlanmakta olan Hırvat, Leh, Macar ve bütün Balkan kral ve prenslerini OsmanlIlar aleyhine harekete sevk etti. Denizci bir kavim ve devlet olan Venedikliler, Osmanlılan iyi tanıyıp, menfaatlendiklerinden, Haçlı ittifakına katılacaklarını beyan ettilerse de, tarafsız kaldılar. Lazar, Tvartko ve Arnavut Prensi Kastriyota’nın öncülüğünde, Hırvat, Leh, Macar, Bulgar, Sırp ve Ar- navutlann ittifakını haber alan Sultan Murad Han, vakânnı muhafaza ederek, muvâzeneli ve plânlı bir şekilde hazırlıklarını tamamlamaya başladı. Balkan ittifâkma karşı Anadolu beylerinden yardım istendi. îttifâka dâhil olan Bulgarları büyük harpten önce saf dışı etmek gâyesiyle, Vezîriâzam Çandarlı Ali Paşayı vazifelendirdi. Osmanlı ordusu, Balkan dağlarını aşarak Pravadi, Şumnu ve Bulgar Krallığının merkezi Tırnova’yı aldı. Ali Paşa, Tuna boyu istikâmetinde harekâtı devam ettirerek, Ulah hâkimiyetindeki Silistre ve Niğbolu’yu zaptetti. Bulgar Kralı Şişman, Osmanlılar ile antlaşmaya mecbur oldu. Böylece Haçlı ittifakına katılmasına mâni olundu. Osmanlı beylerinin Balkanlardaki ileri harekâtı muhtemel büyük harp öncesi durdurularak, bütün kuvvetler Sultan Murâd Hânın kumandasında toplandı. Bulgaristan harekâtını muvaffakiyetle tamamlayan Vezîriâzam Ali Paşa, Yanbolu’ya gelen Sultan Murâd Han ile görüşerek, durumu arz etti. Durum değerlendirmesi yapılıp ordu süratle Priştine’ye doğru harekete geçti. Yollarda yerli ahâlinin mal, mülk, can ve ırzına karşı hiç bir tecâvüz yapılmadan Kosova’ya gelindi. Yağma ve tahribâtm yapılmaması, Balkan milletlerini Osmanlmm güzel ahlâkına ve adâletine hayran bıraktı. Üsküp ile Priş- tine arasındaki Kosova’da müttefik Haçlı ordusuyla karşılaşılıp muhârebe nizâmı alındı. 8 Ağustos 1389 muhârebe öncesi Kosova’da şiddetli fırtına vardı ve o gün Berât Gecesiydi. Akşam çadırına çekilen Sultan Murâd Han, Berât Gecesini ihyâ edip namaz kıldı. Kur’ân-ı kerîm kıraât ettikten sonra, seccâdesinin üzerinden kalkmadan târihe geçen şu duâyı okudu: “Ey Rabbim! Bu fırtına, şu âciz Murâd kulunun günahları yüzünden çıktıysa, mâsum askerlerimi cezâlandırma. Onları bağışla… Allahım… Onlar ki, buraya kadar, sâdece senin adını yüceltmek, İslâm dînini kâfirlere duyurmak için geldiler. Bu fırtına âfetini, onların üzerinden def eyle… Senin şâmna lâyık bir zafer kazanmalarını nasip eyle. Onlara öyle bir zafer kazandır ki, bütün Müslümanlar bayram ede… Müslümanları mansûr ve muzaffer eyle. Ve dilersen o bayram gününde şu Murâd kulun sana kurbân olsun… Önce beni gâzi kıldın, sonra şehit et…” Fırtına dinip, 9 Ağustos 1389 günü yapılan Kosova Meydan Muhârebesinde Birinci Murâd Han büyük bir zafer kazandı. (Bkz. Kosova Meydan Muhârebeleri) Sırp Devletinin yıkılıp, Balkanların Türk hâkimiyetine geçişini sağlayan Kosova Zaferinden sonra, Sultan Murâd Han, devrin anânesince muhârebe meydanını dolaşmaya başladı. Bu sırada Miloş Obiliç adında yaralı bir Sırp âsilzadesi tarafından hançerlenerek şehit edildi. Kaçan düşmanı tâkip etmekte olan oğlu Şehzâde Yıldırım Bâ
yezîd, devlet adamlarının da ittifakıyla hüküm- dâr seçildi. Sultan Murâd Hanın cenâzesi Bursa Çe- kirge’de yaptırdığı türbesine gönderilip, defnedildi. Şehit edildiği yere de türbe yapılıp, “Meşhedi Hüdâvendigâr” denildi. Osmanlı Sultanı Murâd-ı Hüdâvendigâr Han, zaferden zafere koşmuş, Anadolu’da ve bilhassa Avrupa’da devletin hudutlarını çok genişletmiş ve babasından bir beylik olarak aldığı ülkeyi büyük bir devlet hâlinde oğluna bırakmıştır. İslâmm ci- hâd emrini yerine getirmek ve Osmanlmm şânını yükseltmek için, târihî kaynaklarda otuz yedi gâ- za yaptığı yazılıdır. Sultan Murâd Han; dindâr, âdil, merhametli, faziletliydi. Azim ve irâde kudreti, vakar ve ciddiyeti, ahâlisine karşı şefkâtli oluşu, açık ve samîmi siyâsetiyle içte ve dışta istikrânyla ve mühim askerî, adlî, mâlî ve idârî teşkilâtıyla Osmanlı Devletini sağlam temeller üzerine oturtmuştur. Güneydoğu Avrupa’ya Anadolu’dan Türk-İslâm nüfûsunun naklinde tatbik ettiği şuurlu sistem, Sultan Murâd Hanın dâhiyâne bir siyâsetidir. Fütuhâtla alman Rumeli topraklarına iskân edilen Türk ve İslâm nüfûsu, Avrupa’da kalıcı bir hâkimiyetin ve emniyetin başlangıcı olmuştur. Anadolu’da, Rumeli’nde pekçok hayır müesseseleri, dînî, askerî ve idârî teşkilâtları kuran Sultan Murâd Han, târihte kazandığı zaferlerle olduğu gibi, yaptırdığı eserlerle de milletin kalbinde taht kurmuştur. Sultan Murâd Han, ihtiyaç ve lüzumunda eserler yaptırdığı gibi zaferlerin ardından da şükran ifâdesi olarak, mescit, câmi, medrese, mektep, imâret, han ve sosyal müesseseler inşâ ettirmiştir. 1364 Sırpsmdığı Zaferi sonunda şükrân olarak; Bursa ve Bilecik’te birer câmi, Yenişehir’de bir imâret, Çekirge’de bir imâret, medrese ile kaplıca ve han yaptırmıştır.
MURÂD HAN-9. (HüdâvendigAr)








