Anasayfa / wiki / ANATOMİ

ANATOMİ

ANATOMİ; Alm. Anatomie (f), Fr. Anatomie,
İng. Anatomy. Canlı varlıkların şekil ve yapılarını
inceleyen, bir temel tıb bilimi dalı. Bu bilim, tıbbın
temeli kabûl edilen ana bilimlerden olup, aynı
zamanda tıb tahsilinin önemli derslerinden biridir.
İslâm tıbbının en büyük âlimlerinden olan
İbn-ün-Nefis (1210-1288) anatomi ile ilgili olarak
“İnsanoğlu yaratıldığından îtibâren bedeninin iç kısımlarını
merak etmiştir” dedi. Dolayısıyla anatomi
târihi insanlık târihi kadar eskidir. M.Ö.3000 yıllarında
İskenderiye’deki okulda insan vücudu üzerinde
çalışmalar yapıldığı tesbit edilmiştir.
İslâmiyet’de insan bedeni kıymetli olduğundan
ve onun cesedine de önem verilmesi gerektiğinden
insan vücudu üzerinde anatomi çalışmaları yapılmamıştır.
İslâm tıb âlimlerinden El-Câhız (vefâtı 868),
iç yapısını araştırmak için hayvan bedenlerini parçalamıştır.
Gebe olan hayvanların karınlarını açarak
embriyoların yerlerini, sayılarını ve pozisyonlarını
araştırmıştır. Bitki,hayvan ve minerallerin
karakterlerini ve tabiatlarını müşâhade etmekten ve
deneyler yapmaktan bahseden ilk müslüman âlimdir.
Kitâb-ül-Hayvan isimli eserinde hayvan psikolojisinden,
intibaklarından ve çeşitli durumla-
* rından bahsetmiştir.
İslâm memleketlerinde yetişen Yuhanna, İbni
Mâsaveyh Nastûrî (v. 857) halîfe Mu’tasım’dan
anatomik çalışmalar için maymunlar almıştır. İnsan
bedeni hakkında daha çok bilgi elde etmek
için bunlar üzerinde operasyonlar yapmıştır.
Fransız müellifi P.S.Andre, İslâm tabiblerinin
Sicilya’da anatomi öğrettiklerinden bahsetmiştir.
Müslüman tıb âlimleri, eskiden gelen anatomi
bilgisini zenginleştirmişlerdir. Ahmed bin Mansûr
on beşinci yüzyılda yaşamış ve Teşrîh-i Mansûrî
adlı resimli anatomi kitabında Yunan literatüründe
bulunmayan figürler, diyagramlar, insan bedenine
âit çeşitli kısımlar sergilenmiştir. On birinci
yüzyılda Abdüllatîf Muraffahuddîn Ebû Muhammed
Abdüllatîf bin Yûsuf Bağdâdî (1161-1231),
Galen’in (Calinos) alt çenenin tek kemikten yapılı
olduğuna dâir iddiâsmı eleştirmiştir. Binlerce insan
kafatasını incelemiştir. İmâm-ı Gazâlî hazretleri buyuruyor ki: “Astronomi ve anatomi bilmeyen;
Allahü teâlânm varlığını ve kudretini anlayamaz.”
Yine Müslüman anatomistler insan kafatasının
8 kemikten meydana geldiğini ortaya koymuşlardır.
Halbuki Galen 7 kemikten meydana geldiğini
ileri sürmüş idi. Kulak içinde üç kemikçiğin varlığını
ilk defâ keşfeden de Müslüman anatomistlerdir.
Onlar, gözün yapısını çok iyi biliyorlardı ve
oftalmolojide çok ilerdeydiler. Batının da saygı ile
bahsettiği meşhûr hekim Ebû Bekr Muhammed
Râzî (854-932) göz ameliyâtmı fennî usûllerle yapan
ilk hekimdi. Ömrünün son zamanlarında gözleri
görmüyordu. Kendisini ameliyat için gelen
doktora, gözün anatomisi ile ilgili sorduğu suâllere
iyi cevap alamayınca, ameliyattan vaz geçti. “Gözün
yapısını bilmeyen bir doktor nasıl ameliyat yapabilir?”
dedi. İbn-i Mâsaveyh de, Daghal-ül-
Ayn adlı bir göz hastalıkları kitabını yazmıştır.
Diğer bir önemli oftalmoloji kitabı, talebesi olan
Huneyn ibni îshâk’ındır. Sinirlerin yapılarının
beyninkine benzediğini ilk ortaya koyandır.
Ebü’l-Farec; sinirlerin içinde hislerin ve hareketlerin
aktığı kanalların bulunduğunda ısrâr etmiştir.
Şam’dan Alâeddîn el-Kureyşi; gıdânın, bedenin
ısısının devâmında kullanıldığını bulmuştur. Bu
fikir batıda çok daha geç anlaşılmaktadır. Ebû
Sehl Mesihî îsâ bin Yahyâ Cürcânî; gıdânın, mideden
çok barsaklardan emildiğini göstermiştir.
Türkistanlı Müslüman tabip Ali bin Ebi’l-
Hazm (îbn-ün-Nefis 1210-1288) küçük kan dolaşımını
William Harvey’den üç asır önce açıkladı ve
şemasını çizdi. Her ne kadar Galen ve İbn-i Sînâ
da kan dolaşımını îzâh etmek için uğraşmışlarsa da
muvaffak olamamışlar ve bu konunun teferruatlı
keşfi İbn-ün-Nefs’e nasîb olmuştur. Akciğerleri ve
kan dolaşımını incelikleriyle açıklamıştır. Kalbin
içinde kan damarları olduğunu ilk defâ farkeden
odur. Eş-Şâmil fît-Tıb, Şerhu Teşrîh-il-Kânûn kitaplarında
belirtildiğine göre zamânın sultânı Zâhir
Baybars’ın haçlılarla yaptığı savaşlarda öldürülen
binlerce düşman bedeni üzerinde gözleyerek
anatomi çalışması yapmıştır.
Endülüs İslâm medeniyetinin saçtığı ilim ışıklarıyla
zuhûr eden Rönesans devrinin meşhûrlarından
Leonardo da Vinci, insan bedeni üzerinde
diseksiyonlar yaparak bu çağı açmıştır.
On dokuzuncu yüzyılın sonlarında ve yirminci
yüzyılın başlarında Osmanlı İmparatorluğundaki
tıb fakültelerinde organ yapısı bakımından insana
sıkı benzerlik gösteren at üzerinde anatomi dersleri
yapılmaktaydı. Zamanla üniversitelerde yapılan
değişikliklerle Türkiye’de anatomi dersleri
insan cesedi üzerinde yapılmağa başlanmıştır. Hâlen
tıp fakülteleri ikinci sınıflarında anatomi pratikleri
insan cesedi üzerinde yapılmaktadır.însan
vücudu üzerindeki bütün dokular, kemikler, sinir,
adale, İç organlar v.b. kadavra denilen ve özel işlemler
sonucu muhafaza edilmiş insan cesedi üzerinde
tetkik edilmektedir.
İnsan Anatomisinin Bölümleri
Sistematik anatomi: Vüçudun bütün sistemlerini
ayrı ayrı inceleyen bilimdir. Kemikbilim
(Osteología), Kasbilim (Myologia), Sinirbilim
(Neurologia) bunİara örnek olarak gösterilebilir.
Topoğrafik anatomi: Daha önceleri, tıbbî,
cerrâhî veya uygulamalı anatomi denilen bu dal,
vücudun herhangi bir bölgesinde doku katlarını sırayla
deri, adale, damar, sinir ve kemik katları
olarak inceler. Cerrâhî işlemlerde topoğrafik anatomiyi
bilmenin büyük önemi vardır.
Patolojik anatomi: Organların normalden,
sapmalarını inceleyen dal. Çok önemli olduğundan
dolayı bugün fakültelerimizde ayrı bir temel bilim
dalı olarak okutulmaktadır. Bir organda kanama,
kalb adalesinde geçirilmiş bir enfarktüs, akciğerlerde
geçirilmiş bir tüberküloz (verem) kalıntısı, bir
urun (tümörün) habis olup olmadığı bu bilim tarafından
açıklanır. Kişi hayatta iken ortaya çıkarılamayan
hastalıklar veya şüpheli ölüm sebepleri,
patolojik anatomi uzmanları tarafından bulunmakta
ve bu şekilde adâlete de yardım edilmektedir.
Anatominin önemli olan bu bölümlerinden
başka Radyolojik, Mikroskopik, Artistik, Komperatif
(mukâyeseli) anatomi gibi bâzı bölümleri
de vardır.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir