- Türk abecesinin yirmi sekizinci harfi. —2. Daraltıcı, dilüstü damaksıl, ötümlü ünsüz. (Açıklık ve duyulurluk açısından ünlülerden hemen sonra gelir; bu yüzden de yarı ünlü bir ses olarak nitelenir.) —ANSİKL. Y, yunan abecesinin upsilon harfidir, latin abecesine önce V biçimiyle, İ.Ö. I. yy.’ın ortalarında da Y biçimiyle girmiştir. Latincede yunanca kökenli sözcüklerin yazımında kullanılmıştır. • Sesbilgisi. Y harfi [j] ünsüzünü yazmaya yarar. Türkçede sözcük başında (yap-, yar-, yaş, yıl, yok), iç seste (ayır-, bayıl- kayık, uyku, ayak) ve son seste (yay, bay, ay, soy, tay) bulunur. Ünlü ile biten bir sözcüğe ünlü ile başlayan bir ek gelirse araya y sesi girer, buna “koruyucu ünsüz” adı verilir; başla-y-an, anla-y-ış, avlu-y-a, anla -y-alım, bekle-y-in, gözle-y-ip vb. Y sesinin yanında bulunan ünlüleri daraltma etkisi vardır: yultuz>yıldız, yoğur->yuğur-, beçiük>böyük> büyük. yöri->yürü-, -yor şimdiki zaman ekinden önce gelen düz geniş ünlülerde de daralma olur: anla -yor> anlıyor, bilme-yor> bilmiyor, söyle -yor> söylüyor, koyma-yor> koymuyor. -arV-en ortaç, -acakJ-ecek gelecek zaman ve -arakj-erek ulaç eklerinden önce de konuşma dilinde daralma görülürse de (an- lıyan, bilmiyecek, ekliyerek), yazımda anlayan, bilmeyecek, ekleyerek biçiminde gösterilir. Batı Trakya ve Rumeli ağızlarında bu gelişme oldukça ileridir: öyle>üyle, söyle->süyle-, oyu n> uyun. boyun> buyun. • Tarihsel sesbilgisi. Eski türkçede sözcük başında dar ünlü bulunduran sözcüklerde bir y öntüremesi görülür: ılan> yılan, ut-‘^yut-, ınan-> yınan->yinan->inan- (sonradan y düşmesiyle), ırak>yırak. Buna karşılık sözcük başında bulunan y- seslerinin düştüğü de görülür: yılkı > ılkı, yıp$[>ıpar ‘misk’, yır>ır ‘ezgi’. Kİşgarlı Mahmut, oğuz ve kıpçak lehçelerinden söz ederken sözcük başındaki y-‘ lerin c- ye çevrildiğini söyler. Ancak yinçü>cincü, yuğdu>cuğdu ‘deve tüyü’ gibi birkaç örnek verir. Eski Anadolu türkçesinde bu gelişme görülmez. Bugünkü kıpçak lehçelerinde ise düzenli bir gelişme olarak görülür. Sözcük başında y- düşmesi tarançı lehçesinde de görülür: yüz>üz, yüzük> üzük, yıllfi>illfi. Azeri türkçesinde dey’ler düşer: yıldırım>ıldmm, yıl>il, yi->iy- ‘yemek’. Anadolu ağızlarında y sesinin diftong- laşarak yanındaki ünjüyü uzattığı görülür: söyle->söle-, öyle>öle, şöyle>şöle, böyle >böle. Konuşma dilinde de zaman zaman aynı durum görülür: pek iyi> peki, ağabey >âbi, vaktiyle >vaktile.
yarış halindeki yatlar
Bugün dilimizde bulunan y seslerinin büyük bir bölümü eski türkçedeki d sesinden gelmektedir: edgü>eygü > eyü>eyi >iyi, kıçlığ>kıyı, kuduğ>kuyu, lfudrulf> kuyruk, k.od->koy-, uçlı->uyu-, adak > ayak, kaçtğeı > kaygu, açlığ>ayı. Bu sesin orta türkçede d ve p=z ile gösterildiği görülür: açlığ ~azığ ‘ayı’, ifuduğ – Ifuzuğ ‘kuyu’, kaçiğu – kazgu ‘kaygı’, kıçlığ – Ifizığ ‘kıyı’. Bu sesi bulunduran sözcükler çuvaşçada r iledir: adağ>ura, tod->tır- ‘doymak’, açiığ>urı ‘ayı’. Bu ses yakutçada d > t gelişmesine uğrar: kadın>hatın ‘kayın ağacı’, açtak>atak ‘ayak’, yadağ>sati ‘yaya’, adğır>atır ‘aygır’, ked->ket- ‘giymek’, lfiçlığ>kıtı ‘kıyı’, kudrulf>kutruk ‘kuyruk’ Çağataycada seyrek olarak d > z gelişmesi görülür: töd- >töz- ‘katlanmak, tahammül etmek’. Bu sözcük eski Anadolu türkçesinde döy- biçiminde kullanılır. Macar türkolog G. N6meth türkçeyi iki ana gruba ayırır: y- türkçesi ve s- türkçe- si. Bütün öteki türk lehçelerinde sözcük başında y-, c- (y- > c-) olarak bulunan ses çuvaşça ve yakutçada s- olarak görülür. Yakutçada: sınah ‘yanak’, sıt- ‘yatmak’, sıttık ‘yastık’, sisi ‘yazı, ova’, sâ ‘yay’, sün- ‘yunmak, yıkanmak’, süs ‘yüz’. Çuvaşçada s’tldır ‘yıldız’, s’ımarda ‘yumurta’, s’ırnır ‘yağmur’, s’ıvar ‘ağız’, s’ıt- ‘yutmak’. Göktürkçede özel bir işaretle gösterilen ny ~ ny sesi vardır: jtoyn ‘koyun’, anyığ ‘kötü, fena’, çığany ‘yoksul’, kanyu ‘hangi’. Uygur döneminde ise bu sözcüklerdeki yn – ny sesi açılarak n ya da y’ye dönüşür: (ton – (toy, ayığ – anığ, çığan — çığay, fanu – Ifayu. Alman türkoloğu Annemarie von Gabain bu durumu göz önüne alarak uygurcada iki ayrı lehçenin bulunduğunu ileri sürer: y lehçesi ve n lehçesi. Türkiye türkçesinde genellikle nli biçimler kullanılır: kanyu > kanu > İfanı > hani. Ancak iki ünsüzün arasına bir ünlü girdiği de görülür: koyn > Ifoyun. Çağataycada y’li biçimler kullanılır: koy. ka- yu. çığay. Kıpçak lehçelerinde sözcük başında y> c- gelişmesi görülür. Kırgızcada: yol > col, yat > cat ‘yad, yabancı’, yahr] > calin ‘alev, yalım’, yeni > canı ‘yerji’, yaman > caman ‘kötü’, yılan > cilan, yultuz > cildiz, yat- > cat- vb. Kazakçada ısey- > j- olur: yar > jar ‘uçurumun’, yaş > jaş ‘genç’. Koybal, karagas lehçelerinde ise y- > t’ – d ‘ gelişmesi görülür (bu sesler t ve d’nin yumuşak biçimleridir): ya > – t’S – d’â ‘yay’, yaş > t’as ~ d’as, yağ > t’ağ – d’ağ, yaka > t’ağa d’ağa, yiti’ t ‘ğte d’ite ‘yedi’. y Ceb. Sık sık bir denklem sisteminde ikinci bilinmeyeni göstermek için kullanılır. —Geom. Ordinatı gösterir. (Y olarak da kullanılır)
—Mat. çözlm. Çoğu kez bir gerçek ya da karmaşık değişkenin bir fonksiyonunu gösterir.
Y Anorg. kim. itriyum’un simgesi. —El sant. Y iğnesi -» SİNEK’ İğne. —Genet. Y kromozomu, heterogametli erkeğin iki eşeysel gametinden biri. (Dişideki eşeysel kromozomların ikisi de bundan farklıdır ve X ile gösterilir. Döllenmiş yumurtanın çekirdeğinde Y kromozomunun bulunması embriyonun erkek olarak gelişmesini sağlar.)






