i. (ar. ems’ten osmanlıca isticnâs). Esk. Cinsine benzetme: Melih Bey takımında garip bir isticnas hassası vardır (H. Z. Uşaklıgil)....

i. (ar. cemre, çakıl taşı’ndan isticmâr). Din. Küçük taşlarla yapılan taharetlenme. (istiçmar, su ile yapılan istinca gibi, pisliği yok etmez, ancak azaltır. Taşla temizlenen kişi, suya rastlarsa, ist...

i. (ar. celb’den isticlâb). Esk. Celb etme, çekme. || isticlâb etmek, çekmek. — Psikol. Esk. Hatırlatma, zihinde canlandırma veya uyandırma,...

i. (ar. cehl’den istichâl). Esk. (Birinin) Cahilliğine hükmetme. || (Birini) Hafife alma, mühimsememe. || İstichâl etmek, cahil saymak,...

(ar. ecr’den isticar). Esk. Kiralama, ücret karşılığında tutma. || isticar etmek, kiralamak. — ansİkl. Esk. huk. Kira ile tutmak (Mecelle md. 404). 410. Maddeye göre de «müste’cir… isticar eden ...

(ar. başar’dan istibşâr). Esk. Basiretli olma, düşünceli davranma. || Dikkatlice bakma ve görme. )| istibsar etmek, dikkatle bakmak....

(ar. istibra). Din. Erkeğin küçük abdestini yaptıktan sonra üreme organını temizlemesi. Bk. ansİkl. — Kadın-doğum. Bir cariyenin hamile kalıp kalmadığının anlaşılması için gereken muayeneye verilen ad...

Esk. Devamını, sürmesini isteme. || Muhafaza etme, saklama, II Istibka etmek, devamını istemek. || istibka-yı teveccüh, birisinin ilgi ve himayesinin devamını dileme,...

(ar. bedd’- den istibdad, başlı başına olma, bağımsızlık). Tek bir yöneticinin toplumu baskı altında tutması, mutlak hâkimiyet: istibdat bir şahsın sorumsuzluğu devridir (F. R. Atay). istibdat yalnız ...

Esk. Değiştirme. || Bir şey vererek yerine başka bir şey isteme. — Ask. tar. Esk. Askerlik görevini bitirenleri terhis ederek yerlerine yenilerini alma. Muvazzaflık süresini bitirerek ihtiyat sınıfına...

Esk. Helâl ve mübah görme. || Birçok kimsenin kanının dökülmesine göz yumma, meşru sayma,...

Esk. «Euzu billahi min-eş-şeytân-ir-racîm, neuzu billah veya el ıyâzü billah» sözlerinden birini söyleyerek Tanrı’ya sığınma,...

Esk. Karşılık olarak bir şey isteme: Bir salike yakışacak hal, mürşidinden istiaza değil, istif aza etmektir (Muallim Naci),...

Esk. Ödünç veya borç alma. || İstiâre etmek, ödünç almak. — Ed. Esk. Bir varlık veya kavrama, benzediği başka bir varlığın adını verme. Bk. ANSİKL. — ansİkl. Ed. Esk. Bir kavramın, gerçek anlamı dışın...

(ar. v a ^ ’dan istfiâb). Esk. içine alma, sığdırma. || Tutma, kaplama. || İstiab etmek, içine almak, çevrelemek: Seni ancak ebediyyetler eder istiab (M. Â. Ersoy). || İstiab haddi, en fazla alabilme ...

Esk. Başkasından yardım isteme. || İstiane etmek, yardım istemek. — Ed. Esk. Bir fikri tamamlamak için başkalarının sözlerini alma, iktibas etme. + istia n â t çoğl. i. Esk. Yardım istemeler....

sıf. (fr. hysterique). İsteri halleri gösteren: Sonra yeni yetişen erkek çocuklara düşkün işsiz, güçsüz zengin isterik kadınlar (H. E. Adıvar). Bk. HİSTERİ....

(istemek’itn iste-r). Yeni. Bir işin yapılabilmesinin bağlı olduğu şey, gerek. || Bağlaç. Yapılacak veya olacak bir şeyin kabul edilmesinde sakınca olmadığını anlatmak için cümlede görevleri aynı olan...