i. (ar. hakk’tan istihkak). Herhangi bir durumda hakkı olma, hak kazanma, lâyık olma: En ziyade eğlenebilenlere yaşamak için en ziyade istihkak sahibi o- lanlar nazariyle bakandı (H. Z. Uşaklıgil). ||...

i. (ar. hıdmet’ten istihdam). IBir kimseyi] İşte ve hizmette kullanma, çalıştırma. || istihdam etmek, bir işte kullanmak. — Ed. iki anlamı olan bir kelimeyi bu iki anlama uyacak şekilde kullanma. — Hu...

çoğl. i. (ar. haber > istihbar’ dan istihbarat). Haberler, yeni öğrenilen bilgiler: Alınan son istihbarata göre yeni olaylar olmuş. || Haber alma, bilgi toplama: İstihbarat servisi. || İstihbarat d...

i. (ar. hubb’dan istihbâb). Esk. Sevme, beğenme, bir şeyi iyi, güzel bulma. ♦ Istihbâben zf. Severek, bir şeyi iyi, güzel sayarak,...

i. (ar. hayr’dan istihâre). Bir işin hayırlı olup olmadığını rüyadan anlama: Anam da böyle bir istihare rüyasında benim yolumun ve yıldızımın uzaklarda olduğunu gördüğünü söylerdi (Ş. S. Aydemir). || ...

i. (ar. havi ve hâl’den istihale). Esk. İmkânsız olma, mümkün olmama. || Bir halden diğer bir hale geçme. — Biyol. Eşanl. başkalaşim. ♦ İs t İha lâ t çoğl. i. Esk. Başkalaşmalar, değişimler,...

i. (ar. ğarâbet’- ten istiğrab). Esk. Garip bulma, şaşma: Âdeta bir muammayı andıran bu telgraf, pek ziyade merak ve istiğrabımı, mucip oldu (Atatürk). || İstiğrap etmek, şaşırmak, garip bulmak. || Na...

i. (ar. ğark’tan istiğrak.). Esk. Dalma, boğulma, gömülme. || Kendinden geçme: Ben iftirak ve istiğrak ile figan etmeliydim. O, şiir olurdu (Abdülhak Hâmid). || İstiğrak etmek, dalmak, boğulmak. — Dil...

i. (ar. ğınâ^’dan istiğna>). Esk. Kanaat etme, eldekini yeter bulma, tokgözlülük, gönül doygunluğu: Mertlik nasihatleri veriyor, mert bir Türk ruhundan saçılıyor, iffet, namus, metanet, istiğna tav...

i. (ar. gufran’dan istiğfar). Tövbe etme, Tanrı’dan günahlarının bağışlanmasını isteme: Valde böyle bir mübarek geceyi daha istiğfarla geçirmek için, Eyüp’­ te bir bildiğine misafir gitmişti (Ahmed Ra...

i. (ar. gaile, gelir’den istiğlâl). Esk. Yapı, tarla v.b. malı, gelirini borca bedel bırakarak rehine koyma: Süleymaniye’deki evden dem vurdu. İstiglâlden […] rehinden bahsediyor (H. Z. Uşaklıgi...

i. (ar. £avş’ten istiğâşe). Esk. Yardım isteme, yardım için çağırma. || tstigase etmek, yardım istemek. |l Edat-ı isti gase, «aman» ve «ah» gibi yardım isteği bildiren kelime,...

i. (ar. feth’ten istiftâh). Esk. Siftah etme, alışverişte esnafın ilk aldığı ve uğur saydığı para. || Başlama, başlanma. || Açma, açılma. || İStiftah etmek, siftah etmek. Başlamak. Açmak. || Tekbir-i ...

i (ar fesr’den istifsar). Esk. Sorma, bir şeyin açıklanmasını, aydınlığa kavuşmasını isteme, anlamağa çalışma: Sivas Kongresinin istifsarına cevaben Trabzon heyetinden Servet, İzzet ve Zeki Beylerin v...

i. (ar. firâş’tan, osmanlıca istifrâş). Huk. Esk. Cariye ile cinsel ilişkide bulunma. (Sürekli olabileceği gibi bir defaya mahsus da olabilir. Bir çeşit mehirsiz evliliktir.) [Bk. fîraş.] || İstifraş ...

Mide içindeki yiyecekleri ağız yoluyle dışarı atma, kusma. f| tstifrağ etmek, kusmak: Kendini sat, utangaç görün, rakı içme, zorla içirirse istifrağ eder gibi yap (Ahmed Ra sim),...

i. (istiflenmekten istiflenme). Düzgün olarak üst üste yığılma. — Jeol. Art arda sıralanmış yatık kıvrımların birbiri üzerine yaslanan konumu. (Bu hal, özellikle, Alpler gibi, aşma örtüleri olan sırad...

geçi. f. (istif’ten istif-le-mek). Düzgün olarak üst üste yığmak: Çamaşırları dolaba istifledi. — Denize, ve Havc. Bir gemiye veya uçağa yüklenen yükü metotlu ve sağlam bir biçimde yerleştirmek. — Mut...

i. (istiflemek*ten istifle-me). İstiflemek işi, biriktirme, istif etme. — Teknol. Bk. ansİkl. — Tütüncülük. Yaprak tütün denklerini tütün depolarında veya tütün işlenen fabrikalarda düzenli bir biçimd...