i. (ing. steam ve boat’tan). Denize. Buharla işleyen filika büyüklüğünde küçük deniz teknesi, çatâna: Rıhtımda yolcu ve eşyayı gemiye götürmek için iki büyük istimbot var; bizi birincisine bindi...

i. (lat. aestimare’den ital. sti- mare veya edebî dilde estimare). ölçme, takdir etme. || Bir kabın hacmini yahut alabileceği miktarı hesaplama. ♦ Istimaracı i. Değerlendiren, değer biçen. || G...

i. (ar. tumrân’dan istismar). Esk. Bir yeri bayındır hale getirme. || Bayındır olmasını isteme. Sömürgeleştirme....

i. (ar. emân’dan istîmân). Esk. Foto. Hürriyet arşivi (MEYDAN) Aman dileme, himaye isteme, sığınma. || İstîman etmek, iyilik beklemek, sığınmak. Aman dilemek (bk. aman). Fakat içlerinden istîman eden ...

i. (ar. meyV- den istimâle veya istimâlet). Esk. Uyma, meyi etme, gönül çekme, yaltaklanma: is- timâletle yüze güldüğüne bakma. || Teselli etme, avutma. || İstimâlet etmek (veya vermek), tatlı sözle k...

i. (ar. ‘amel’den istikmâl). Esk. Kullanma, kullanış: Henüz çocuktu. Babasının […] gözlük istimalinin lüzum ve mahiyetine bir türlü akıl er diremeyerek… (H. Z. Uşaklıgil). || istimal etmek, kullanmak:...

i. (ar. semc den istimât). Esk. Dinleme, işitme, kulak verme. || Dinleyerek kabul etme. — Tıp. Esk. Doktorun hastayı özel araç- larıyle dinlemesi. + istimaat çoğl. i. Esk. Dinlemeler, kulak vermeler,...

i. (ar. lezzet’ten istilzâz). Esk. Hoş bulma, lezzet alma, tatlı gelme. || İs- tilzaz etmek, hoş bulmak. + istilzazât çoğl. i. Esk. Lezzet almalar. + istilzaziye i. Esk. Fels. Bk. hazcilik ....

k. stİlo. İSTİLZAM i. (ar. Iüzüm’dan istilzâm). Esk. Gerekli sayma, gerekme, gereksinme. || İstilzam etmek, gerekli bulmak: Ordunun ihtiyacatı, millete angariye yaptırmayı istilzam ediyorsa, bunu yapı...

i. (ar. ci/m’den istilâm). Esk. Bilgi isteme. || Herhangi bir konuda bilgi edinmek için yüksek bir makamdan alta sorulma. || istilâm etmek, anlamağa çalışmak, bilgi istemek. + istilâmat çoğl. i. Esk. ...

i. (ar. velâdet’ten istilâd). Esk Çocuk isteme. — Fels. Esk. Bilimsel tartışma metoduylı bilinen bir şeyden bilinmeyeni çıkarma (Sokrates’e göre, zihnin doğum yapmasın isteme.) Eşanl. mayötİk. — ansİk...

i. (ar. vely, arkası sıra gelme’- den istila*). Bir memleketi silâh zoruyle ele geçirme: Milliyet esaslarına riayet kâr ve memleketimize karşı istilâ emeli beslemeyen herhangi devletin fennî, sınaî mu...

i. (ar. <ulüvv’ den is t Mâ). Esk. Yükselme, yücelme. || Üste çıkma, üstün gelme. || İsti’la etmek, yükselmek, çıkmak: Hattâ / Yorulmadan edecekler cinana is- ti’lâ (Tevfik Fikret),...

i. (ar. kitabe t’ten istiktâb). Esk. Yazı yazdırma, kopya ettirme. || Bir yazının, kime ait olduğunu aniamak ve karşılaştırılmak üzere şüphe edilen birisine yazı yazdırma, yazı sınaması. || İstiktâb e...

i. (ar. keşf’ten istikşâf). Esk. Araştırma, keşfetmeğe çalışma. || istikşaf etmek, araştırmak: Ne var ne yok diye etrafı etti istikşaf (M. A. Ersoy). — Ask. Düşmanın yok edilmesi için bulunduğu mevzii...

i. (ar. kesre t’ten istikşâr, bir şeyin çokluğunu isteme, çoğaltma). Esk. Çok görme, çoğumsama, fazla sayma. || İs- tiksar etmek, çok görmek, çoğumsamak....

i. (ar. kaşa*’dan isti1f.şâ>). Esk. inceden inceye araştırma, özünü esasını bilmeğe çalışma. || iktiksâ etmek, dikkatle incelemek,...

i. (ar. karz’dan istikraz). Esk. Huk. Ödünç para alma, borçlanma. (Bk. karz.) || istikraz-i bahrî. Bk. denİz ödüncü. || istikraz-i dahilî, devletin hisse senedi, tahvil v.b. çıkararak para tedarik etm...

(ar. karâr’dan istik,râr). Be lirli bir seviyede durma, aynı kararda devam etme: Toprak tasarrufunda istikrar olmadığı, tımarlar, zeametler daima ve sarayın emri ile elden ele geç fiği için … (Ş. S. A...

i. (ar. künh’ten istiknâh). Esk. Bir şeyin aslını, gerçeğini araştırma, dikkatle inceleme: Kader nedir, sana düşmez o sırrı istiknah (M. Â . Ersoy). |j İstihnak etmek, derinleşmek, nüfuz etmek. &#x266...