i. (ar. saky, sulama’dan istiskal). Vücudun herhangi bir yerine su toplanması. || ihtiyarlarda verem hastalığı. || — Esk. susama, su isteme. || İstiskaya çıkmak, açık kırlık bir yere yağmur duasına çı...

i. (ar. sahabe t’ten istishâb). Esk. Birlikte götürme, beraberine alma: Devletin üss-ü esasım din ederken müsta- kır / Kimseler islâmı istishâba olmaz muktedir (Ziya Paşa). || İstishâb etmek, birlikte...

i. (ar. yağ ir’den istişğâr). Esk. Küçük görme, küçümseme. || İstisgar etmek, küçümsemek; aşağılamak,...

i. (ar. istişâre). Esk. Kızdırma, hiddete getirme, tahrik etme. Heyecanlandırma. i| Tozutma, toz ve duman çıkarma, || Fitnecilik, ortalığı karıştırma, fesatçılık etme,...

i. (ar. aşVdan istîsâl). Esk. Kökünden söküp çıkarma, kökünü kurutma, imha etme. || İsti sal etmek, sökmek, çıkarmak. — Tıp. Esk. Bir urun çıkarılması,...

i. (ar. istis^âd’dan istis^âdiy- ye). Fels. Esk. Saadeti en yüksek gaye bilen felsefe sistemi. Mutçuluk,...

i. (ar. rızk’tan istirzâk). Esk. Birisinin nafakasını temin etmeğe çalışma. Birisinden rızk isteme. || İstirzâk etmek, nafaka teminine çalışmak,...

i. (ar. reka- bet’ten istirkâb). Esk. Rakip kabul etme, çekememe: İkbalimizi istirkab ile idbarımı- za sebep olanlara… (Akif Paşa). ♦ istirkabât çoğl. i. Esk. Çekememeler, kıskanmalar,...

i. (ar.„ rıkk’tan istirlfâk). Esk. Esir etme, köle etme. || İstirkak etmek, hapis etmek, esir almak,...

i. (ital. stricia’dan). Denize. Yelkenli gemilerde ana serenleri yerlerine çekmek veya indirmek için kullanılan donanım halatı. || istirise kandilisası, yerlerine hisa edilmiş alt serenleri ortalarınd...

çoğl. i. İstiridyeleri ve benzerlerini kapsayan iki çenetli yumuşakçalar familyası. — ansİkl. Bu hayvanların organları diğer yumuşakçalara göre oldukça değişiktir, bunlarda ayak ve ayak sinir düğümler...

i. (istiridye>istiridyeci’- den istiridyeci-lik). İstiridye üretmek ve istiridyeleri ıslah etmek amacıyle yapılan işletmecilik....

blş. i. Zool. Kıyılarda yaşayan kuş; tüyleri genellikle beyaz benekli siyah, gagası uzun, gövdesi yandan basıktır. (Dünyanın hemen her tarafında bulunur. istiridye avcısı [Hoematopus ostra- legus] Avr...

i. (yun. ostreidi’den). Denizde yaşayan iki çenetli yumuşakça; sığ yerlerde, bir çenetiyle tutunarak yaşar, eti yenir. || istiridye tarlası, istiridye yetiştirmeğe veya istiridyelerin ^ tabiî olarak y...

i. (ar. rahş’tan istirhâş). Esk. Ucuz görme, ucuz sayma. || İstirhas etmek, ucuz olmasını istemek, pazarlık etmek,...

i. (ar. rdhm’dan istirhâm). Yalvarma, merhamet dilemek, yalvarış: — Hikmet beyefendi, afedersiniz, bir istirhamım vardı, «feminist» nedir? (M.Ş. E- sendal). Anasının göz yaşlarıyle Emine’nin sâkit ist...

i. (ar. rehavet’ten istirhfr). Esk. Aşağıya doğru sarkma, gevşeme. — Tıp. Eks. istirhâ-yı adelât, kasların gevşemesi. || İstirhâ-yı asâb, sinirlerin gevşemesi....

i. (ar. refah’tan istirfâh). Esk. Refah ve bolluk içinde yaşamak isteme. Dinlenme. || İstirfâh etmek, rahat etmek, Dinlenmek....

i. (ar. redd’- den istirdâd). Esk. önceden verilmiş veya gönderilmiş bir şeyi geri isteme. || Tekrar ele geçirme, geri alma, kurtarma: Edirne üzerine mezkûr kolordu ile hareket etmiş re Dimetoka haral...

i. Denize. Kasa piyanı ü- zerine aykırı olarak yapılan ikinci piyan bağı. (Kısa piyanını sıkıştırarak sağlamlamak için yapılır.)...