i. (ar. yağ ir’den istişğâr). Esk. Küçük görme, küçümseme. || İstisgar etmek, küçümsemek; aşağılamak,...

i. (ar. istişâre). Esk. Kızdırma, hiddete getirme, tahrik etme. Heyecanlandırma. i| Tozutma, toz ve duman çıkarma, || Fitnecilik, ortalığı karıştırma, fesatçılık etme,...

i. (ar. aşVdan istîsâl). Esk. Kökünden söküp çıkarma, kökünü kurutma, imha etme. || İsti sal etmek, sökmek, çıkarmak. — Tıp. Esk. Bir urun çıkarılması,...

i. (ar. istis^âd’dan istis^âdiy- ye). Fels. Esk. Saadeti en yüksek gaye bilen felsefe sistemi. Mutçuluk,...

i. (ar. rızk’tan istirzâk). Esk. Birisinin nafakasını temin etmeğe çalışma. Birisinden rızk isteme. || İstirzâk etmek, nafaka teminine çalışmak,...

i. (ar. reka- bet’ten istirkâb). Esk. Rakip kabul etme, çekememe: İkbalimizi istirkab ile idbarımı- za sebep olanlara… (Akif Paşa). ♦ istirkabât çoğl. i. Esk. Çekememeler, kıskanmalar,...

i. (ar.„ rıkk’tan istirlfâk). Esk. Esir etme, köle etme. || İstirkak etmek, hapis etmek, esir almak,...

i. (ital. stricia’dan). Denize. Yelkenli gemilerde ana serenleri yerlerine çekmek veya indirmek için kullanılan donanım halatı. || istirise kandilisası, yerlerine hisa edilmiş alt serenleri ortalarınd...

çoğl. i. İstiridyeleri ve benzerlerini kapsayan iki çenetli yumuşakçalar familyası. — ansİkl. Bu hayvanların organları diğer yumuşakçalara göre oldukça değişiktir, bunlarda ayak ve ayak sinir düğümler...

i. (istiridye>istiridyeci’- den istiridyeci-lik). İstiridye üretmek ve istiridyeleri ıslah etmek amacıyle yapılan işletmecilik....

blş. i. Zool. Kıyılarda yaşayan kuş; tüyleri genellikle beyaz benekli siyah, gagası uzun, gövdesi yandan basıktır. (Dünyanın hemen her tarafında bulunur. istiridye avcısı [Hoematopus ostra- legus] Avr...

i. (yun. ostreidi’den). Denizde yaşayan iki çenetli yumuşakça; sığ yerlerde, bir çenetiyle tutunarak yaşar, eti yenir. || istiridye tarlası, istiridye yetiştirmeğe veya istiridyelerin ^ tabiî olarak y...

i. (ar. rahş’tan istirhâş). Esk. Ucuz görme, ucuz sayma. || İstirhas etmek, ucuz olmasını istemek, pazarlık etmek,...

i. (ar. rdhm’dan istirhâm). Yalvarma, merhamet dilemek, yalvarış: — Hikmet beyefendi, afedersiniz, bir istirhamım vardı, «feminist» nedir? (M.Ş. E- sendal). Anasının göz yaşlarıyle Emine’nin sâkit ist...

i. (ar. rehavet’ten istirhfr). Esk. Aşağıya doğru sarkma, gevşeme. — Tıp. Eks. istirhâ-yı adelât, kasların gevşemesi. || İstirhâ-yı asâb, sinirlerin gevşemesi....

i. (ar. refah’tan istirfâh). Esk. Refah ve bolluk içinde yaşamak isteme. Dinlenme. || İstirfâh etmek, rahat etmek, Dinlenmek....

i. (ar. redd’- den istirdâd). Esk. önceden verilmiş veya gönderilmiş bir şeyi geri isteme. || Tekrar ele geçirme, geri alma, kurtarma: Edirne üzerine mezkûr kolordu ile hareket etmiş re Dimetoka haral...

i. Denize. Kasa piyanı ü- zerine aykırı olarak yapılan ikinci piyan bağı. (Kısa piyanını sıkıştırarak sağlamlamak için yapılır.)...

i. (ital. straglio’dan). Denize. Ana direk ve çubuklarını teplerinden baş ve kıç doğrultusunda tutan tel veya bitkisel halat. (Yerlerine göre adlandırılan bu donanım halatlarının ana direklerden inenl...

i. (ar. sirkat’ten istir âk). Esk. Çalma, gizlice alma, aşırma. || İştirak etmek, çalmak, hırsızlamak. || istirak-ı sem’, kulaktan söz kapma,...