i. (ar. vuiüh, açıklık’tan isttzâh). Esk. Herhangi bir konuda açıklayıcı bilgi isteme, açıklama isteme: İstanbuldan bu uzaklaşmaları kendilerini neticesi şüpheli bir seyahate düşecekmiş gibi bir telâş...

i. (ing. stevedore’dan). Denize. Gemilerin yükleme ve boşaltma işlerini üstüne alan kimse. Yabancı limanlarda gemilere malzeme satan kimseler için de kullanılır....

i. (ar. sevâ3’dan istiva3). Esk. Bir- J den fazla şeyin birbirine esit ve denk ol- mar.ı. || Düz olma, düzlük. II Ortada ve tam bir derecede bulunma, itidal. J İstiva hattı (veya hatt-ı istiva), Kuzey...

i. (ar. tard’- dan istitrâd). Esk. Sırası gelmişken asıl bahsin dışına çıkarak anlatılan veya yazılan söz, arasöz: Efendiler, istitrat kabilinden şunu arz edeyim ki bu zevat hiç bir vakit bir araya ge...

i. (ar. tulü’dan istitlâc). Esk. Bir şeyi öğrenmeğe çalışma, araştırma. ♦ Istitlâ’ât çoğl. i. Esk. Bilmek ve öğrenmek için yapılan çalışmalar,...

i. (ar. tıbb’dan istitbâb). Esk. Doktora başvurma, deva isteme, kendini doktora tedavi ettirme,...

i. (ar. setr’den istitâr). Esk. Gizlenme, örtünme, örtünüş: Ne de durgun denizde bir muğber / Lerze-i istitâr ü istignâ (Ahmed Hâşim). [m...

i. (ar. <-atf’tan istihfaf). Esk. Birinden şefkat ve merhamet dileme: On tanesinin dest-i istitafını boş çevirmemek basiretsizliğinde bulunacak olursanız… (Ce- nab Şahabeddin). ♦ İstitâfat ç...

i. (ar. şemm’den istişmâm). Esk. »Koku alma. || — Mec. Bir şeyin aslını kavrama. || Uzaktan öğrenme, ipuçlarından anlam çıkarma. || İstişmâm etmek, koklamak: Kasrdan bû-yı cinanı edeyim istiş- mam (Ne...

1ST1ŞHAT veya 1ST1ŞHAD i. (ar. şahâdet’- ten istişhâd). Esk. Tanık getirme, şahit gösterme. || Bir fikrin gerçekliğini belirtmek için değerli eserlerden alman parçaları tanık ve delil olarak gösterme....

i. (ar. şifâ3, kurtulma’dan istişfâ3). Esk. Sağlık ve esenlik dileme. || Derdine derman arama. || İstişfâ etmek, şifa ve esenlik dilemek. + Istişfâen zf. Esk. Şifa dileyerek,...

i. (ar. şûra’dan istişâre). Bir iş için onunla ilgili olanların fikrini sorma, danışma: Hepsi de Avrupa üniversitelerinde teknik istişare bürolarında hazırlatılmış o- lan bu detayların bazen bir...

i. (ar. şu<r, bilmemden istiş^âr). Esk. Bir şeyin yazılı olarak bildirilmesini isteme. + Istişarât çoğl. i. Esk. Bir şeyin yazılı olarak bildirilmesini isteyişler,...

n, (m) 1ST1SVAB i. (ar. şavâb, doğruluk’tan is- tişvâb). Esk. Bir söz veya hareketi beğenme, uygun ve doğru görme. || İstisvab-kerde, uygun görülmüş, doğrulanmış, beğenilmiş. + Istisvaben zf. Esk. Uyg...

sıf. (ar. istisna*’dan istisnai). Esk. İstisna ile ilgili, benzerlerinden farklı olan: Sırf kendi zekâsı ile ve istisnaî ruh kabiliyetiyle tedarik ettiği bir başka varlıkla yaşıyordu (A.H. Tanpınar). ...

i. (ar. şeny’den istişnâ3). Bir şeyi veya kimseyi benzerlerinin dışında tutma, ayırma; Rabia Hanım için bir istisna yapmak istiyorum (H. E. Adıvar). || Kural dışı olma, ayrılık. || Kural dışı bırakıla...

i. (ar. semere, meyve’den istismar). Birinin iyi niyetini kötüye kullanma. || Sömürme. || Esk. İşletme, yararlanma. || İstismar etmek, işletmek, yararlanmak: Paşanın konakta görmeğe alıştığı, mütemadi...

i. (ar. islâm’ dan istislâm). Esk. Kendini teslim etme, boyun eğme. || tslâm dinini kabul etme. |j İstislâm etmek, uymak. İslâm dinine girmek,...

i. (ar. istislâh). Esk. Huk. solda, gerçek; sağda, portekiz istiridyeleri Pigelle’in kullandığı dev bir istiridye kabuğu Saint-Sulpice kilisesi, Paris istiridye kabuğu Bir maslahatı, diğer bir m...

i. (ar. şiflet, ağırlık, sıkıntı’dan istiskâl). Ağır ve sıkıntı verici bulma. Soğuk davranışlarla hoşlanmadığını anlatma, dolayısıyle kovma: Bir aralık, zavallı arkadaşlarım istiskale uğramışlar, köşk...