17- İttika: Yüce Allah’dan korkmak, haramdan ve şüpheli şeylerden sa kınmaktır. Böyle bir hale “Takva” denir. Bunun sahibine de “Müttaki” denilir. Müttaki olan bir zat, güveni...
15- İslâm dini, insanların muaşeretine (birbiriyle görüşüp konuşmalarına, toplum halinde medeniyet üzere yaşamalarına) büyük bir önem vermiştir. Müslümanların birbirleriyle geçinmelerinde samimiyet, t...
14- Bilindiği üzere, insanlar yaratılış bakımından medenidirler. Toplu bir halde yaşamak ihtiyacındadırlar. Bu yönden aralarında karşılıklı bir takım görevler bulunur. Bunlar gözetilmedikçe, toplum ha...
13- Aile hayatı, toplumsal varlığın başlangıcıdır. İslâmda aile teşkilâtı pek önemlidir. Aile ferdleri, başta zevç ile zevceden ve bunların çocuklarından ibarettir. Bunların karşılıklı görevleri vardı...
İnsanların kendi nefislerine karşı da birtakım görevleri vardır. Bu görevlerin bir kısmı bedenlerine, bir kısmı da ruhlarına aittir. Başlıcalan şunlardır: 1) Beden terbiyesi: Öyle ki, her insan için t...
8- Her akıl sahibi ve baliğ kimse, Allah Teâlâ Hazretlerini bilip ona kullukta bulunmakla yükümlüdür. Bir kısan için bu kulluktan daha büyük bir nimet ve şeref olamaz. Biz önce büyük yaratanımızın var...
5- Görev, yapılması dinen zorunlu olan veya tavsiye edilen herhangi bir hayır, bir kemal ve güzel bir şey demektir. Bu tarife göre, görevler iki nevidir. Biri, dince zorunlu olan görevlerdir ki, bunla...
3- İslâm dini, ahlâka pek büyük bir kıymet ve önem vermiştir. Aslında İslâm, bir ahlak ve fazilet, bir hikmet dinidir. Öyle ki, Peygamber Eendimiz buyur muştur: «* O ^ • •< / # * > > o J ■—&...
1- Ahlâk sözü, hulk kelimesinin çoğuludur. Hulk, insanın ruhundaki “huy” dediğimiz bir meleke, özel bir hal demektir. Böyle bir meleke, ya hayırlı bir semere verir veya hayırsız ve zararlı...
178- İslâm dini, hem maddî, hem de manevî temizliğe büyük bir önem vermiştir. Bu iki kısım temizlik arasında büyük bir ilgi vardı. Bunlardan biri diğ erinden ayrılmaz. Öyle ki bunlardan her biri, bir...
173- İslâm dininde bütün yaratıklara şefkatle muamele yapılması bir gö revdir. Özellikle hayvanlara zulüm yapılmayıp iyi bakılması gerekir. Hayvanlan fazla yormamalıdır, dövmemelidir. Hayvanlara eziy...
163- İnsanların bedenleri ve organları hayatta olduğu gibi, öldükten soma da hürmet edilmeye lâyıktır ve dokunulmazlığı vardır. Onun için herhangi bir in sanını hayatına haksız yere kasdedilmesi hara...
160- İslâmda meşru sayılan eğlenceler mübahtır. Oyun ve eğlence denilen birtakım zararlı ve faydasız eğlenceler ise caiz değildir. Bunların bir kısmı ha ramdır. Bir kısmı da harama yakın mekruhtur, b...
133- Her müslüman için avret yerlerini örtecek şekilde sıcaktan ve soğuktan korunacak kadar elbise giymek farzdır. Bu elbiselerin etekleri, erkeklerde ba cakların yarısına kadar, kadınlarda ayakların...
121- Ölmeyecek kadar yiyip içmek farzdır. Çünkü böyle bir yemekle insan oruç tutmaya ve ayakta namaz kılmaya güç kazanabilir. Öle ki, insan canını helâk olmaktan kurtaramayacak kadar helâl bir şey bul...
109- Eşyada yeni içilme bakımından asıl olan mübah olmaktır. Bütün eşya, aslında insanların yararlanmaları, için yaratılmıştır. Onun için aslında temiz olan, akla ve sağlığa zararlı Olmayan bir kısım ...
104- Ferdlerin ve cemiyetlerin selâmetine, selâmet ve mutluluğuna aykırı olan şeyler, İslâm dininde yasaktır, haramdır. Bunların yapılması, hem dünyaca, hem de ahiretçe sorumluluğu gerektirir. Bunlara...
96- İstikraz (borç alıp verme) muamelesi, altm ve gümüş gibi yalnız misliyat denilen tartılır şeylerde, ölçeğe bağlı buğday ve arpa gibi şeylerde ve taneleri ar asında kıymet değiştirecek derecede fa...
83- İhtikârın lügat anlamı, azalsın ve kıymetlensin diye bir malı saklamaktır. Din deyiminde ise: “İnsanların ve evcil hayvanların yiyecek ve içecekleri olan maddeleri ucuz yerlerden alıp kıymet...
90- Riba’nın lügat anlamı ziyade demektir. Din deyiminde, alışverişlerde bir karşılık olmaksızın akidler arasında ziyade mikdarı şart koymaktır. On dirhem gümüşü, on bir dirhem gümüş karşılığınd...



