Anasayfa / wiki

wiki

wiki

Esk. Bir kimseden bir şeyi yapmasını isteme veya rica etme. — Gram. Esk. tstif al babı, arap gramerinde mezidünfih sülâsî mastarların (kıyasî mastar) baplarından biri, (istifal babında mastar genellik...

[Maddî veya manevî bakımdan] Yararlanma, yarar sağlama: Mektebin haraplığı onların istifadesine başka türlü hizmet eder (Ömer Seyfeddin). Ve sime’den şu veya bu suretle istifadeyi tasarlıyordu (Vâ-Nû)...

Kendi isteğiyle bir görevden ayrılma: Aile darmadağın… İstifa sebebi anlaşılıyor (Ahmed Rasim). [Bk. ansİkl. Huk. böl.] || İşten ayrılma isteğini belirten dilekçe: Hemen zorla sana istifanı yazd...

(ital. stivare, düzenli bir şekilde yığmak, istif etmek’ten). Eşyaların düzgün bir şekilde üst üste konulması ve böylelikle meydana gelen yığın. || tstif etmek, düzgün bir şekilde üst üste yığmak, sır...

Esk. Derece derece artma, basamak basamak ilerleme. || Hakkı olmadığı halde şansın yardımıyle yükselme. — Din. iman etmeyen bir kimsenin gösterdiği keramet. — Tasav. Kötünün hile yoluyle iyi olarak or...

Bir mesele hakkında delillere dayanarak sonuç çıkarma: Bu ıttılâ nasıl istidlâller neticesiyle böyle birkaç aylık bir devri içinde husule geliverir? (H. Z. Uşaklıgil). || İstidlal etmek, delillere day...

sıf. (istidat’tan istidat-lı). istidadı olan, yetenekli: Çünkü ben otuz senedir bu kadar istidatlı bir talebeye tesadüf etmedim (H. E. Adıvar)....

Yaratılıştan gelen veya sonradan edinilmiş yetenek: Bunu, […] kuvvetli, önüne geçilmez bir istidat zorladığı için de yazmış değilim (A. H. Tanpınar). Bu kodaman bizim Mösyö’nün uydurmacılığa kar...

sıf. Esk. istidarînin dişili. — Fizyol. Esk. Hareket-i istidariye, sindirim esnasında mide ve bağırsakların yaptığı dalgalı hareket, peristaltik....

i. (ar. devr’den istidâre). Esk. Çember biçimine girme, dairevî, yuvarlak olma. II Devr etme, dönme, dolaşma. || İstidare etmek, dönmek, dolaşmak. — Astron. Esk. İstidâre-i kamer, ayın dolunay şekline...

i. (ar. deyn’den istidâne). Esk. Borç veya ödünç olarak alma: Bütün emlâkini elden çıkaracak surette istidâneye mecbur ise… (Namık Kemal). || İstidâne etmek, borç almak,...

i. (ar. du<â’dan istid<â>). Bir şey dilemek, istemek için yazılan yazı: Saraya giden bu gibi istidaların çoğu cevapsız kalırmış (Ş. S. Aydemir). [Eşanl. d İlek çe.] || Esk. Tanrı’dan bir şey ...

i. (ar. cevab’- dan isticvâb). Esk. Sorguya çekme, söyletme. Sorgu: Gelin nihayet Nihal’i isticvaba başlamış idi (H. Z. Uşaklıgil). || İsticvap etmek, sorguya çekmek: Siz bir defa mahdum beyi isticvap...

i. (ar. ems’ten osmanlıca isticnâs). Esk. Cinsine benzetme: Melih Bey takımında garip bir isticnas hassası vardır (H. Z. Uşaklıgil)....

i. (ar. cemre, çakıl taşı’ndan isticmâr). Din. Küçük taşlarla yapılan taharetlenme. (istiçmar, su ile yapılan istinca gibi, pisliği yok etmez, ancak azaltır. Taşla temizlenen kişi, suya rastlarsa, ist...

i. (ar. celb’den isticlâb). Esk. Celb etme, çekme. || isticlâb etmek, çekmek. — Psikol. Esk. Hatırlatma, zihinde canlandırma veya uyandırma,...

i. (ar. cehl’den istichâl). Esk. (Birinin) Cahilliğine hükmetme. || (Birini) Hafife alma, mühimsememe. || İstichâl etmek, cahil saymak,...

(ar. ecr’den isticar). Esk. Kiralama, ücret karşılığında tutma. || isticar etmek, kiralamak. — ansİkl. Esk. huk. Kira ile tutmak (Mecelle md. 404). 410. Maddeye göre de «müste’cir… isticar eden ...

(ar. başar’dan istibşâr). Esk. Basiretli olma, düşünceli davranma. || Dikkatlice bakma ve görme. )| istibsar etmek, dikkatle bakmak....