Yaratılıştan gelen veya sonradan edinilmiş yetenek: Bunu, […] kuvvetli, önüne geçilmez bir istidat zorladığı için de yazmış değilim (A. H. Tanpınar). Bu kodaman bizim Mösyö’nün uydurmacılığa kar...
sıf. Esk. istidarînin dişili. — Fizyol. Esk. Hareket-i istidariye, sindirim esnasında mide ve bağırsakların yaptığı dalgalı hareket, peristaltik....
i. (ar. cevab’- dan isticvâb). Esk. Sorguya çekme, söyletme. Sorgu: Gelin nihayet Nihal’i isticvaba başlamış idi (H. Z. Uşaklıgil). || İsticvap etmek, sorguya çekmek: Siz bir defa mahdum beyi isticvap...
(ar. cevâb’- dan isticâbe veya isticâbet). Esk. Duanın veya niyazın Tanrı tarafından kabul edilmesini dileme. || İsticâbe etmek. [Dua için] Kabul etmek,...
(ar. bedd’- den istibdad, başlı başına olma, bağımsızlık). Tek bir yöneticinin toplumu baskı altında tutması, mutlak hâkimiyet: istibdat bir şahsın sorumsuzluğu devridir (F. R. Atay). istibdat yalnız ...
Esk. Uzak bulma, mümkün görmeme. || istibat etmek, ayırmak, uzak görmek: Bakıp yıldızlara hayretle istibat eder bir kuş (Abdülhak Hâmid)....




