Anasayfa / wiki

wiki

wiki

Bir mesele hakkında delillere dayanarak sonuç çıkarma: Bu ıttılâ nasıl istidlâller neticesiyle böyle birkaç aylık bir devri içinde husule geliverir? (H. Z. Uşaklıgil). || İstidlal etmek, delillere day...

sıf. (istidat’tan istidat-lı). istidadı olan, yetenekli: Çünkü ben otuz senedir bu kadar istidatlı bir talebeye tesadüf etmedim (H. E. Adıvar)....

Yaratılıştan gelen veya sonradan edinilmiş yetenek: Bunu, […] kuvvetli, önüne geçilmez bir istidat zorladığı için de yazmış değilim (A. H. Tanpınar). Bu kodaman bizim Mösyö’nün uydurmacılığa kar...

sıf. Esk. istidarînin dişili. — Fizyol. Esk. Hareket-i istidariye, sindirim esnasında mide ve bağırsakların yaptığı dalgalı hareket, peristaltik....

i. (ar. devr’den istidâre). Esk. Çember biçimine girme, dairevî, yuvarlak olma. II Devr etme, dönme, dolaşma. || İstidare etmek, dönmek, dolaşmak. — Astron. Esk. İstidâre-i kamer, ayın dolunay şekline...

i. (ar. deyn’den istidâne). Esk. Borç veya ödünç olarak alma: Bütün emlâkini elden çıkaracak surette istidâneye mecbur ise… (Namık Kemal). || İstidâne etmek, borç almak,...

i. (ar. du<â’dan istid<â>). Bir şey dilemek, istemek için yazılan yazı: Saraya giden bu gibi istidaların çoğu cevapsız kalırmış (Ş. S. Aydemir). [Eşanl. d İlek çe.] || Esk. Tanrı’dan bir şey ...

i. (ar. cevab’- dan isticvâb). Esk. Sorguya çekme, söyletme. Sorgu: Gelin nihayet Nihal’i isticvaba başlamış idi (H. Z. Uşaklıgil). || İsticvap etmek, sorguya çekmek: Siz bir defa mahdum beyi isticvap...

i. (ar. ems’ten osmanlıca isticnâs). Esk. Cinsine benzetme: Melih Bey takımında garip bir isticnas hassası vardır (H. Z. Uşaklıgil)....

i. (ar. cemre, çakıl taşı’ndan isticmâr). Din. Küçük taşlarla yapılan taharetlenme. (istiçmar, su ile yapılan istinca gibi, pisliği yok etmez, ancak azaltır. Taşla temizlenen kişi, suya rastlarsa, ist...

i. (ar. celb’den isticlâb). Esk. Celb etme, çekme. || isticlâb etmek, çekmek. — Psikol. Esk. Hatırlatma, zihinde canlandırma veya uyandırma,...

i. (ar. cehl’den istichâl). Esk. (Birinin) Cahilliğine hükmetme. || (Birini) Hafife alma, mühimsememe. || İstichâl etmek, cahil saymak,...

(ar. ecr’den isticar). Esk. Kiralama, ücret karşılığında tutma. || isticar etmek, kiralamak. — ansİkl. Esk. huk. Kira ile tutmak (Mecelle md. 404). 410. Maddeye göre de «müste’cir… isticar eden ...

(ar. başar’dan istibşâr). Esk. Basiretli olma, düşünceli davranma. || Dikkatlice bakma ve görme. )| istibsar etmek, dikkatle bakmak....

(ar. istibra). Din. Erkeğin küçük abdestini yaptıktan sonra üreme organını temizlemesi. Bk. ansİkl. — Kadın-doğum. Bir cariyenin hamile kalıp kalmadığının anlaşılması için gereken muayeneye verilen ad...

Esk. Devamını, sürmesini isteme. || Muhafaza etme, saklama, II Istibka etmek, devamını istemek. || istibka-yı teveccüh, birisinin ilgi ve himayesinin devamını dileme,...

(ar. bedd’- den istibdad, başlı başına olma, bağımsızlık). Tek bir yöneticinin toplumu baskı altında tutması, mutlak hâkimiyet: istibdat bir şahsın sorumsuzluğu devridir (F. R. Atay). istibdat yalnız ...

Esk. Değiştirme. || Bir şey vererek yerine başka bir şey isteme. — Ask. tar. Esk. Askerlik görevini bitirenleri terhis ederek yerlerine yenilerini alma. Muvazzaflık süresini bitirerek ihtiyat sınıfına...