Anasayfa / wiki

wiki

wiki

i. (ar. gaile, gelir’den istiğlâl). Esk. Yapı, tarla v.b. malı, gelirini borca bedel bırakarak rehine koyma: Süleymaniye’deki evden dem vurdu. İstiglâlden […] rehinden bahsediyor (H. Z. Uşaklıgi...

i. (ar. £avş’ten istiğâşe). Esk. Yardım isteme, yardım için çağırma. || tstigase etmek, yardım istemek. |l Edat-ı isti gase, «aman» ve «ah» gibi yardım isteği bildiren kelime,...

i. (ar. feth’ten istiftâh). Esk. Siftah etme, alışverişte esnafın ilk aldığı ve uğur saydığı para. || Başlama, başlanma. || Açma, açılma. || İStiftah etmek, siftah etmek. Başlamak. Açmak. || Tekbir-i ...

i (ar fesr’den istifsar). Esk. Sorma, bir şeyin açıklanmasını, aydınlığa kavuşmasını isteme, anlamağa çalışma: Sivas Kongresinin istifsarına cevaben Trabzon heyetinden Servet, İzzet ve Zeki Beylerin v...

i. (ar. firâş’tan, osmanlıca istifrâş). Huk. Esk. Cariye ile cinsel ilişkide bulunma. (Sürekli olabileceği gibi bir defaya mahsus da olabilir. Bir çeşit mehirsiz evliliktir.) [Bk. fîraş.] || İstifraş ...

Mide içindeki yiyecekleri ağız yoluyle dışarı atma, kusma. f| tstifrağ etmek, kusmak: Kendini sat, utangaç görün, rakı içme, zorla içirirse istifrağ eder gibi yap (Ahmed Ra sim),...

i. (istiflenmekten istiflenme). Düzgün olarak üst üste yığılma. — Jeol. Art arda sıralanmış yatık kıvrımların birbiri üzerine yaslanan konumu. (Bu hal, özellikle, Alpler gibi, aşma örtüleri olan sırad...

geçi. f. (istif’ten istif-le-mek). Düzgün olarak üst üste yığmak: Çamaşırları dolaba istifledi. — Denize, ve Havc. Bir gemiye veya uçağa yüklenen yükü metotlu ve sağlam bir biçimde yerleştirmek. — Mut...

i. (istiflemek*ten istifle-me). İstiflemek işi, biriktirme, istif etme. — Teknol. Bk. ansİkl. — Tütüncülük. Yaprak tütün denklerini tütün depolarında veya tütün işlenen fabrikalarda düzenli bir biçimd...

i. (ar. fehm’den istifham). [Zihinde meydana gelen] Soru: Dudaklarındaki giryende bûseler, yâhût / O gözlerindeki nili sükût-ı istifhâm (Ahmed Hâşim). Hulâsa her çelişme, her soru, her istifham başka ...

i. (istifçVden istifçi-lik). İstif yapma işi. || Mec. Bir malın fiyatını yükseltmek gayesiyle saklayarak piyasada sıkıntıya yolaçma....

i. (istif’ten istif-çi). Malları istif etmekle görevli kimse. || Mec. Bir malın fiyatını yükseltmek için o malı saklayarak sonradan piyasaya süren kimse,...

i. (ar. feyz’ den istifâza). Esk. Feyz alma, bir kimsenin manevî bilgisinden yararlanma: Bir mania ile, istifazaya müsait olduğu pertevdi ikbalden mahrum kalan ashab-i istidat gibi (Namık Kemal),...

blş. i. (ar. isti<-fâ> ve fars. nâme’den isti<-fa>-nâme). Bir görevden ayrılmayı, af edilme isteğini bildiren dilekçe: Bu istifanamenin altında, renkli kalemle, şunlar yazılıdır: «İstifaya...

Esk. Bir kimseden bir şeyi yapmasını isteme veya rica etme. — Gram. Esk. tstif al babı, arap gramerinde mezidünfih sülâsî mastarların (kıyasî mastar) baplarından biri, (istifal babında mastar genellik...

[Maddî veya manevî bakımdan] Yararlanma, yarar sağlama: Mektebin haraplığı onların istifadesine başka türlü hizmet eder (Ömer Seyfeddin). Ve sime’den şu veya bu suretle istifadeyi tasarlıyordu (Vâ-Nû)...

Kendi isteğiyle bir görevden ayrılma: Aile darmadağın… İstifa sebebi anlaşılıyor (Ahmed Rasim). [Bk. ansİkl. Huk. böl.] || İşten ayrılma isteğini belirten dilekçe: Hemen zorla sana istifanı yazd...

(ital. stivare, düzenli bir şekilde yığmak, istif etmek’ten). Eşyaların düzgün bir şekilde üst üste konulması ve böylelikle meydana gelen yığın. || tstif etmek, düzgün bir şekilde üst üste yığmak, sır...

Esk. Derece derece artma, basamak basamak ilerleme. || Hakkı olmadığı halde şansın yardımıyle yükselme. — Din. iman etmeyen bir kimsenin gösterdiği keramet. — Tasav. Kötünün hile yoluyle iyi olarak or...