Anasayfa / wiki

wiki

wiki

i. (ar. hüsn, güzellik’ten istih- sân). Esk. İyi ve güzel bulma, beğenme: Görürdüm her kaside söyledikçe her birisinden / Hem istihsan ü hem ihsan ü hem lûtf-ı firâvânı (Nef’i). || İstihsan etmek, beğ...

i. (ar. huşül’den istihşâl). Meydana getirme, üretme: Petrol istihsal rak- kamları, pazarlar, rekabetler hemen kafamda harekete gelirdi (Ş. S. Aydemir). Gençlik memleket meseleleri, umumî terbiye, ist...

i. (ar. hurüc’- dan istihraç). Esk. (Sonuç veya anlam) Çıkarma: Bu sualden istihraç olunabilecek mâna ne olabilirdi? (Atatürk). Karanlık fehm ü daniş, akl ü istihrâc hep muzlim fTevfik Fikret). || Bir...

Kurtuluş savaşı sırasında Manisa’da kurulan cemiyet (kasım 1918). İzmir Müdafaai Hukuk kongresi (19 mart 1919) kararıyle, İzmir Müdafaai Hukuku Osmaniye cemiyetine katıldı. Cemiyetin kurucuları ve yön...

i. (ar. hulüş ve halâş’tan istih- lâş). Esk. Bir şeyi kendine mal etme, edinme. || Kurtarma, kurtarılma: Millî topraklarımızın düşmanlardan tamamıyle istihlâsı […] esası kabul edildiği takdirde müzake...

i. (ar. hilâl’den istihlâl). Esk. Yeni ayın ortaya çıkışı. || Yeni ayı görme, || Bebeğin doğduktan sonra ilk ağlayışı. — Ed. Esk. Beraati istihlâl (güzel başlangıç, iyi alâmet), kitap veya yazının öns...

i. (ar. helâk’tan istihlâk). Kullanmak suretiyle sarfetme, tüketme: Demek varidat ayrı olmak üzere bu azîm istihlâk güzel bir istihsal sahası da teşkil ediyordu (Yahya Kemal). Yeni. Tüketim. H Boş yer...

i. (ar. halef ten istihlâf). Esk. Kendi yerine başka birini geçirme. Birinin yerine geçme. || İstihlâf etmek, birisinin yerine geçmek veya yerini başkasına bırakmak: «Oğlum Abdullah’ı istihlâf e...

i. (ar. hakâreVden istihkâr). Esk. Hor ve hakir görme, aşağılama: Özenilerek muntazam tutulmağa çalışılan bahçeciğe bakarken gözlerinde hülyasının yüksekliklerinden alçaklara düşen bir istihkar nazarı...

i. (ar. hükm’ den istihkâm). Ask. Düşmana karşı savunma yapmak için toprak, taş v.b.den yapılmış yer: Cuma giinü İranîler, ordugâhlarının etrafına hendek çevirdiler ve pek çok istihkâm verdiler (Cevde...

i. (ar. hakk’tan istihkak). Herhangi bir durumda hakkı olma, hak kazanma, lâyık olma: En ziyade eğlenebilenlere yaşamak için en ziyade istihkak sahibi o- lanlar nazariyle bakandı (H. Z. Uşaklıgil). ||...

i. (ar. hıdmet’ten istihdam). IBir kimseyi] İşte ve hizmette kullanma, çalıştırma. || istihdam etmek, bir işte kullanmak. — Ed. iki anlamı olan bir kelimeyi bu iki anlama uyacak şekilde kullanma. — Hu...

çoğl. i. (ar. haber > istihbar’ dan istihbarat). Haberler, yeni öğrenilen bilgiler: Alınan son istihbarata göre yeni olaylar olmuş. || Haber alma, bilgi toplama: İstihbarat servisi. || İstihbarat d...

i. (ar. hubb’dan istihbâb). Esk. Sevme, beğenme, bir şeyi iyi, güzel bulma. ♦ Istihbâben zf. Severek, bir şeyi iyi, güzel sayarak,...

i. (ar. hayr’dan istihâre). Bir işin hayırlı olup olmadığını rüyadan anlama: Anam da böyle bir istihare rüyasında benim yolumun ve yıldızımın uzaklarda olduğunu gördüğünü söylerdi (Ş. S. Aydemir). || ...

i. (ar. havi ve hâl’den istihale). Esk. İmkânsız olma, mümkün olmama. || Bir halden diğer bir hale geçme. — Biyol. Eşanl. başkalaşim. ♦ İs t İha lâ t çoğl. i. Esk. Başkalaşmalar, değişimler,...

i. (ar. ğarâbet’- ten istiğrab). Esk. Garip bulma, şaşma: Âdeta bir muammayı andıran bu telgraf, pek ziyade merak ve istiğrabımı, mucip oldu (Atatürk). || İstiğrap etmek, şaşırmak, garip bulmak. || Na...

i. (ar. ğark’tan istiğrak.). Esk. Dalma, boğulma, gömülme. || Kendinden geçme: Ben iftirak ve istiğrak ile figan etmeliydim. O, şiir olurdu (Abdülhak Hâmid). || İstiğrak etmek, dalmak, boğulmak. — Dil...

i. (ar. ğınâ^’dan istiğna>). Esk. Kanaat etme, eldekini yeter bulma, tokgözlülük, gönül doygunluğu: Mertlik nasihatleri veriyor, mert bir Türk ruhundan saçılıyor, iffet, namus, metanet, istiğna tav...

i. (ar. gufran’dan istiğfar). Tövbe etme, Tanrı’dan günahlarının bağışlanmasını isteme: Valde böyle bir mübarek geceyi daha istiğfarla geçirmek için, Eyüp’­ te bir bildiğine misafir gitmişti (Ahmed Ra...