Anasayfa / wiki

wiki

wiki

ÇIYAN (Scolopendra cingulata); Alm. Gürtelskdopender, Fr. Scolopendre, İng. Scolopendra. Familyası: Çıyangiller (Scolopendridae).Yaşadığı yerler: Nemli sahalarda, çürümüş kütük, yaprak ve taşlar altın...

ÇIRAĞAN VAK’ASI; Sultan İkinci Abdülhamîd Hanı tahttan indirip, Sultan Beşinci Murad’ı tekrar tahta geçirmek için yapılan baskın. Sultan Abdülazîz Han zamânında yeni OsmanlIlar cemiyetine ...

ÇIRAĞAN SARAYI; İstanbul’da Beşiktaş ile Ortaköy arasında deniz kıyısında bulunan büyük saray.“Çereğan” Lâle Devrinde (1718-1730), mum ve kandil ışığında yapılan gece eğlencelerine denir. Sarayı...

ÇINGIRAKLIYILAN (Crotalus horridus); Alm. Klapperschlange, Fr. Crotale de s bois, İng. Timber rattle snake. Familyası: Çıngıraklıyılangiller (Crotalidae). Yaşadığı yerler: Amerika’da, Güney Kana...

ÇINAR (Platanus); Alm. Platane (f), Fr. Platana (f), İng. Plane tree. Familyası: Çınargiller (Platanaceae). Türkiye’de yetiştiği yerler: Marmara, Ege, Akdeniz bölgesi. * Uzun boylu, kaim dallı, ...

ÇIKRIK; Aim. Wellrad, Fr. Treuil, poulie, İng. Spinning wheel. Ağır yükleri kolayca kaldırabilmek maksadıyla kullanılan âlet. Çok eski zamandan beri bilinen çıkrık, özellikle kuyulardan su çekmek ve a...

ÇIKIK; Alm. Verrenkt, Fr. Déboité, luxation, İng. Dislocateda, luxation. Bir eklemi meydana getiren bağ ve kemiklerin arasındaki yapısal ilişkinin bozulması. Eklem yüzeylerinin birbiriyle hiç temâsı k...

ÇIKARMA; Alm. Subtraktion (f), Fr. Soustraction (f), İng. Subtraction. Geriye doğru saymanın kısaltılmış şekli. Bir çıkarmada iki terim vardır. Birinci terime eksilen, ikinci terime çıkan, sonuca fark...

ÇIĞ; Alm. Lawine (f), Fr. Avalanche (f), İng. Avalanche. Yüksek dağların tepesinden kopup eğimi fazla yamaçlardan yuvarlanarak büyük kütleler hâline gelen kar yığınları, dağlardan kopup yuvarlanan buz...

ÇIBAN; deride, değişik büyüklükte olabilen cerahatli (iltihâbî) kabartılara genel anlamda verilen isim. Sağlıklı bir insanın normal derisi, değişik birçok bakteriye karşı tabiî olarak bağışıktır. Birç...

ÇEYİZ; Alm. Brautausstatung, Aussteuer, Mitgift (f), Fr. 1 Trousseau (m), 2 Dot (f), İng. Trousseau. Kızlara, ana-babanın küçüklüğünden îtibâren biriktirip hazırladıkları eşyâ, cihâz. Târihte çeyiz, c...

ÇEVRE KİRLENMESİ; Alm. Umweltverschmutzung (f), Fr. Pollution environmentale (f), İng. Environmental pollution. Canlı ve cansız varlıklar üzerinde zararlı tesirler bırakacak şekilde çevre şartlarında ...

ÇEVGÂN; eski bir Türk oyunu. Milâttan önceki Orta Asya Türklerinde, İranlIlarda, Araplarda Yunanlılarda, BizanslIlarda ve Uzak Doğu’da değişik türleri görülür. Türkler tarafından Hindistan’a götürüldü...

ÇEŞME; Alm. Quelle, Brurınen, Fr. Fontaine, İn g . Fountain. Kaynaktan çıkan suyun bir depoda toplanarak veya kaynaktan borularla getirilerek akıtılan suyun toplandığı lüleli veya musluklu bir hazne ş...

EBÜZZEHEB MEHMED BEY, Mısır’da idareyi ele geçiren Osmanlı çerkez beylerinden biri (öl. 1775). Şeyhül-beled Ali Bey tarafından yetiştirildi, güvenini kazanarak onun seraskeri ve nihayet kızı ile evlen...

EBÜŞ ŞEVK (Hüsâmüddevle Fâris bin Ebül Feth), Hilvan kürt boylarından birinin beyi (öl. 1045). Oğuz boylarının ön Asya’ya girişleri sırasında bölgedeki karışıklıklarda rol oynadı. Babasının ölümünden ...

EBÜL MUZAFFER (Enûşe Muhammed Bahadır Han), türk devlet adamı (1663-1687). Ebül Gazi Bahadır Hanın oğlu. Babasının Buhara Hanı Abdülaziz. ile yaptığı savaşta üstün düşman kuvvetlerine karşı başarı sağ...

EBÜL MEYMÛN (el-Hâfız li-dinillah Abdülmecid bin Ebil Kasım Muhammed), Mısır’daki on birinci fatımî halifesi (1130- 1149). Amcasının oğlu El-Âmir’in bir ismailî fedaisi tarafından öldürülmesi üzerine ...