BOZKIR, Aim. Steppe (f), Fr. Steppe (t.), İng. Steppe and Grassland. Otsu bitkiler veya bodur ağaçlardan meydana gelen yerler. İlkbaharda havaların ısınması, karların erimesi veya yağmurların yağmasıy...

BOZDAĞLAR, Gediz ile Küçük Menderes vadileri arasında uzanan Batı Anadolu dağlarından Ege bölgesindeki bütün dağlar, doğu-batıistikametinde uzanırlar. Bozdağlar da böyle olup, Ege’nin iki verimli ovas...

BOZA, Alm. Dickflüssiges, süsses Getränk (n.) aus gegorener Hirse, Fr. Boisson (f.) de millet, İng. Beverage made of fermented millet. Darıdan yapılan besleyici ve kuvvet verici bir içecek. Boza kum d...

BOYUN, Alm. Ha/s (m.), Nacken (m.), Fr. Cou (m.), İng. Neck. Vücutta baş ile gövdeyi birbirine bağlayan kısım. Boyun ön ve arka olmak üzere iki kısma ayrılir. Boynun arka kısmına “ ense” denir. Boynun...

BÖYLE – MARİOTTEKANUNU , Aim. Boyle- Mariottsche Gesetz (n.), Fr. Loi (f.) de Boyle-Marıotte, İng. Law of Boyle-Mariotte. Sıcaklığı sabit kalmak şartiyle, verilen bir gaz kütlesinin, basıncı ile...

BOYLAM, Mm.Lânge (t), Fr. Longitude (1.), İng. Longitude. Yeryüzünde herhangi bir noktadan geçen meridyenin (boylam yarı dairesi, tül yarı dairesi, nısf-un nehâr yarı dairesi) ana meridyen veya başlan...

BOYKOT, Aim. Boykott (m.), Fr. Boycottage (m.), İng. Boycott. Bir topluluğun şiddetli protestosu, toplumda uygun bulunmayan herhangi bir karar veya davranışa karşı söz ve fiil ile alınan menfi tavır. ...

BOYA BİTKİLERİ, Alm. Pflanzen für Färbemittel, Fr. Plantes de teinture, peinture (etc.), ing. Plants for paints, dyes, colors. Boyacılıkta kullanılan bitkiler. Boya bitkilerini iki grupta toplayabilir...

BOYA VE BOYAMA , Alm. Farbe (f.), Farbstoff (m.), Färbemittel (n.) und Färben (n.), (An) Streichen (n.), Fr. Teinture (f.), peinture (t.) et tarder, peindre, teindre İng. Paint (ing); dye (ing); color...

BOVLİNG, Aim. Bowling (m.), Fr. Bowling (m.), İng. Bowling. Kapalı yerlerde oynanan eğlenceli spora yakın bir oyun türü. Bovling düzlemi 18.3 m boyunda, 104 veya 107 cm genişliğindedir. Düzlemin bir u...

TATARLAR, Alm. Tatar (-in t) (m). Fr. Tartare (m). İng. Tatar. Türkistan’ın doğusundan Cengiz İmparatorluğu zamanında Kırım ve Anadolu’ya yayılan bir kavim. Muhtelif zamanlarda, muhtelif mânâlarda kul...

TATARCIK HUMMASI, Al m. Pappatacifieber, Dreitagefieber (n). Fr. Leishmaniose (f). İng. Sand fly fever- Pappataci fever. Tatarcık sineği (phlebotomus pappataci) ile bulaşan, üç gün kadar süren ve öldü...

TATARCIK (Ptılebotamus papa tas i i), Alm. Kriebelmücke. Fr. Phebotome. İng. Sandly. Familyası: Psychodidae. Yaşadığı Yerler: Tropikal ve alt tropikal bölgelerde, gölgelik ve nemli yerlerde. Özellikle...

Toplumsal hayat içinde, bireylerin görüp yaşa yarak kazandıkları bazı nezaket kuralları vardır. Saygının bir gereği olan bu davranışları sergile yenler görgülü olarak nitelenirler. Görgülü insanların ...

İyi kavramını, Allah’ın istekleriyle uyumlu her türlü söz ve davranış için kullanırız. Allah’ın hoşnut olacağı iyi söz ve davranışlar, müslümanların her zaman gündemindedir; müslüman, iyilik yapar, iy...

Yardımlaşmadan söz açınca çoğunlukla ilk akla gelen zekât, sa daka, infak, ihsan gibi kavramlarla da ifade edilebilecek maddî yardımlaşmadır. Ancak yardımlaşma gerek maddî gerekse mânevî her türden de...

Hz. M uham m edi hayatının hiçbir döneminde putlara tapma- mıştı. Otuz beş yaşından sonra da insanlardan uzaklaşıp ibadetle ve tefekkürle meşgul olmaya başladı. Bu amaçla ramazan ayların da, yanına yi...

İlk vahiyden sonra bir süre vahiy gelmedi. Hz. M uham m edi kendisi için oldukça sıkıntılı geçen bu dönem boyunca, devamlı tefekkürle meşgul oldu ve vahyin tekrar gelmesini bekledi. Ni hayet Müddessir...

Bir gün Ebu Cehil ve arkadaşları Hz. Peygambere^ eziyet ediyorlardı. Buna dayanamayan bir kadın Hz. Peygam berin^ amcası Hamza’ya durumu haber verdi. Hamza avdan yeni dön müştü. Yeğenine yapılanlar on...

Resülullah^ Mekke’de yaşanan sıkıntı ve işkencelere bir çözüm yolu bulamayınca müslümanlara şu tavsiyede bulundu: “isterse niz ve yapabilirseniz, Habeşistan’a sığının. Zira orada ülkesinde kimseye zul...