Anasayfa / wiki

wiki

wiki

i. (ar. şu<r, bilmemden istiş^âr). Esk. Bir şeyin yazılı olarak bildirilmesini isteme. + Istişarât çoğl. i. Esk. Bir şeyin yazılı olarak bildirilmesini isteyişler,...

n, (m) 1ST1SVAB i. (ar. şavâb, doğruluk’tan is- tişvâb). Esk. Bir söz veya hareketi beğenme, uygun ve doğru görme. || İstisvab-kerde, uygun görülmüş, doğrulanmış, beğenilmiş. + Istisvaben zf. Esk. Uyg...

sıf. (ar. istisna*’dan istisnai). Esk. İstisna ile ilgili, benzerlerinden farklı olan: Sırf kendi zekâsı ile ve istisnaî ruh kabiliyetiyle tedarik ettiği bir başka varlıkla yaşıyordu (A.H. Tanpınar). ...

i. (ar. şeny’den istişnâ3). Bir şeyi veya kimseyi benzerlerinin dışında tutma, ayırma; Rabia Hanım için bir istisna yapmak istiyorum (H. E. Adıvar). || Kural dışı olma, ayrılık. || Kural dışı bırakıla...

i. (ar. semere, meyve’den istismar). Birinin iyi niyetini kötüye kullanma. || Sömürme. || Esk. İşletme, yararlanma. || İstismar etmek, işletmek, yararlanmak: Paşanın konakta görmeğe alıştığı, mütemadi...

i. (ar. islâm’ dan istislâm). Esk. Kendini teslim etme, boyun eğme. || tslâm dinini kabul etme. |j İstislâm etmek, uymak. İslâm dinine girmek,...

i. (ar. istislâh). Esk. Huk. solda, gerçek; sağda, portekiz istiridyeleri Pigelle’in kullandığı dev bir istiridye kabuğu Saint-Sulpice kilisesi, Paris istiridye kabuğu Bir maslahatı, diğer bir m...

i. (ar. şiflet, ağırlık, sıkıntı’dan istiskâl). Ağır ve sıkıntı verici bulma. Soğuk davranışlarla hoşlanmadığını anlatma, dolayısıyle kovma: Bir aralık, zavallı arkadaşlarım istiskale uğramışlar, köşk...

i. (ar. saky, sulama’dan istiskal). Vücudun herhangi bir yerine su toplanması. || ihtiyarlarda verem hastalığı. || — Esk. susama, su isteme. || İstiskaya çıkmak, açık kırlık bir yere yağmur duasına çı...

i. (ar. sahabe t’ten istishâb). Esk. Birlikte götürme, beraberine alma: Devletin üss-ü esasım din ederken müsta- kır / Kimseler islâmı istishâba olmaz muktedir (Ziya Paşa). || İstishâb etmek, birlikte...

i. (ar. yağ ir’den istişğâr). Esk. Küçük görme, küçümseme. || İstisgar etmek, küçümsemek; aşağılamak,...

i. (ar. istişâre). Esk. Kızdırma, hiddete getirme, tahrik etme. Heyecanlandırma. i| Tozutma, toz ve duman çıkarma, || Fitnecilik, ortalığı karıştırma, fesatçılık etme,...

i. (ar. aşVdan istîsâl). Esk. Kökünden söküp çıkarma, kökünü kurutma, imha etme. || İsti sal etmek, sökmek, çıkarmak. — Tıp. Esk. Bir urun çıkarılması,...

i. (ar. istis^âd’dan istis^âdiy- ye). Fels. Esk. Saadeti en yüksek gaye bilen felsefe sistemi. Mutçuluk,...

i. (ar. rızk’tan istirzâk). Esk. Birisinin nafakasını temin etmeğe çalışma. Birisinden rızk isteme. || İstirzâk etmek, nafaka teminine çalışmak,...

i. (ar. reka- bet’ten istirkâb). Esk. Rakip kabul etme, çekememe: İkbalimizi istirkab ile idbarımı- za sebep olanlara… (Akif Paşa). ♦ istirkabât çoğl. i. Esk. Çekememeler, kıskanmalar,...

i. (ar.„ rıkk’tan istirlfâk). Esk. Esir etme, köle etme. || İstirkak etmek, hapis etmek, esir almak,...

i. (ital. stricia’dan). Denize. Yelkenli gemilerde ana serenleri yerlerine çekmek veya indirmek için kullanılan donanım halatı. || istirise kandilisası, yerlerine hisa edilmiş alt serenleri ortalarınd...

çoğl. i. İstiridyeleri ve benzerlerini kapsayan iki çenetli yumuşakçalar familyası. — ansİkl. Bu hayvanların organları diğer yumuşakçalara göre oldukça değişiktir, bunlarda ayak ve ayak sinir düğümler...

i. (istiridye>istiridyeci’- den istiridyeci-lik). İstiridye üretmek ve istiridyeleri ıslah etmek amacıyle yapılan işletmecilik....