Anasayfa / wiki

wiki

wiki

blş. i. Zool. Kıyılarda yaşayan kuş; tüyleri genellikle beyaz benekli siyah, gagası uzun, gövdesi yandan basıktır. (Dünyanın hemen her tarafında bulunur. istiridye avcısı [Hoematopus ostra- legus] Avr...

i. (yun. ostreidi’den). Denizde yaşayan iki çenetli yumuşakça; sığ yerlerde, bir çenetiyle tutunarak yaşar, eti yenir. || istiridye tarlası, istiridye yetiştirmeğe veya istiridyelerin ^ tabiî olarak y...

i. (ar. rahş’tan istirhâş). Esk. Ucuz görme, ucuz sayma. || İstirhas etmek, ucuz olmasını istemek, pazarlık etmek,...

i. (ar. rdhm’dan istirhâm). Yalvarma, merhamet dilemek, yalvarış: — Hikmet beyefendi, afedersiniz, bir istirhamım vardı, «feminist» nedir? (M.Ş. E- sendal). Anasının göz yaşlarıyle Emine’nin sâkit ist...

i. (ar. rehavet’ten istirhfr). Esk. Aşağıya doğru sarkma, gevşeme. — Tıp. Eks. istirhâ-yı adelât, kasların gevşemesi. || İstirhâ-yı asâb, sinirlerin gevşemesi....

i. (ar. refah’tan istirfâh). Esk. Refah ve bolluk içinde yaşamak isteme. Dinlenme. || İstirfâh etmek, rahat etmek, Dinlenmek....

i. (ar. redd’- den istirdâd). Esk. önceden verilmiş veya gönderilmiş bir şeyi geri isteme. || Tekrar ele geçirme, geri alma, kurtarma: Edirne üzerine mezkûr kolordu ile hareket etmiş re Dimetoka haral...

i. Denize. Kasa piyanı ü- zerine aykırı olarak yapılan ikinci piyan bağı. (Kısa piyanını sıkıştırarak sağlamlamak için yapılır.)...

i. (ital. straglio’dan). Denize. Ana direk ve çubuklarını teplerinden baş ve kıç doğrultusunda tutan tel veya bitkisel halat. (Yerlerine göre adlandırılan bu donanım halatlarının ana direklerden inenl...

i. (ar. sirkat’ten istir âk). Esk. Çalma, gizlice alma, aşırma. || İştirak etmek, çalmak, hırsızlamak. || istirak-ı sem’, kulaktan söz kapma,...

i. (ar. rahat’i an istirahat). Dinlenme, rahat etme, huzur ve sükûn bulma: Bilseniz, ne kadar istirahata muhtacım (H. Z. Uşaklıgil). — Onun saadetine, isti- rahatine hakikî hareminden fazla çalışmıştı...

esk. Stene, Leosthenion, Sost- henion, İstanbul boğazının orta kesiminde, Rumeli kıyısına derince sokulan İstinye koyu kenarında semt. İlkçağda, burada Kara- denize çıkan ve oradan gelen gemiler barı-...

i. (ar. nutk’ian istintâk). Esk. Sorguya çekme, sorular sorma: Sual yok, istintak istemem (R.H. Karay). || İstintak etmek, sorguya çekmek, sorup soruşturmak: Kurnazca beni, istintak ediyor, ailem hakk...

i. (ar. netice den istintaç). Esk. Sonuç çıkarma, neticeye varma. || istintaç etmek, sonuç çıkarmak. — Mant. Esk. Bir büyük önermeden küçüğe ve sonurguya, kanunlardan olaylara, sebepten neticeye gider...

i. (ar. neşak’tan istinşâk). Esk. Abdest alırken burna su çekme. || Koklama, koku alma. || İstinşâk etmek, buruna herhangi bir şey çekmek, koklamak. || is- tinşak-ı eter, eter koklama....

i. (ar. nesh’den istinsah). Esk. Elle kopya ederek örnek çıkarmak: Boş zamanlarında istinsahla meşgul olur, elindeki nüshaların çoğalmasına çalışırdı. || İstinsah etmek, kopya ederek örnek çıkarmak: E...

i. (ar. nekefien istinkâf). Esk. Kabul etmeme, reddetme, yüz çevirme, çekinme, sakınma: Bundan istinkâf, Yunan müddeayâtının müdafisiz kalmasını ve memleketimizin daha ne kadar müddet me- saib-i harbi...

i. (ital. stringa, bağ’dan). Denize. Yelkenleri çeşitli noktalardan çekerek toplamak suretiyle sarılmalarını kolaylaştıran donanım halatları. (Seren yelkenlerinin istingaları, mezo, gargafunda, salabu...

i. (ar. ne camdan istinca). Din. Büyük abdesti yaptıktan sonra insanın temizlenmesi, arınması. (‘Taharet alma, taharetlenme de denir. İslam dini kurallarına göre genel olarak sol el ve su ile ya...

i. (ar. nübüt’tan istinbat). Esk. Hüküm çıkarma, bir söz veya işten gizli mânâ çıkarma, dolayısıyle anlama. || ls- tinbat etmek, çıkarmak, zımnî olanı anlamak: İsmini hûn-i dilimden edesin istinbat (S...